e-ticaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
e-ticaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2009 Perşembe

Amerika'da E-Ticaret geçen seneye göre etkilenmedi

comScore, Amerika'daki E-Ticaret hacminin geçtiğimiz yıllara göre değişim raporunu 2009'un ilk çeyreği için açıkladı. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde E-Ticaret hacmi 2007'nin son çeyreğine göre %3 daralırken, 2009 yılının ilk çeyreği, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre aynı kaldı. Bu durumla ilgili yorumlarını paylaşan comScore başkanı Gian Fulgoni, geçtiğimiz yılına aynı dönemine göre hacmin değişmemesinin bir önceki çeyrekteki daralma düşünüldüğünde olumlu bir işaret olarak algılanması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, ekonominin artık düşüşten durgunluk dönemine girdiğini ve 2009'un ikinci çeyreğinde geçtiğimiz yıla göre büyüme beklendiğini ekledi.
Kaynak: comScore
Amerika'daki kriz aslında bir şekilde E-Ticaret'i de olumlu ve olumsuz yönlerden etkiliyor. İnsanlardaki karamsar hava genel alışveriş alışkanlıklarını olumsuz yönde etkilediği gibi, offline mağazaların maliyetinin online mecraya göre daha fazla olması E-Ticareti olumlu yönde etkiledi. Görülen o ki, en azından geçtiğimiz çeyrek itibariyle E-Ticareti etkileyen bu pozitif ve negatif parametreler birbirini dengelemiş ve herhangi bir büyüme veya küçülmeye yol açmamış.

13 Aralık 2008 Cumartesi

İkinci el ürün satışına vergi muafiyeti E-Ticareti nasıl etkiler?

Chip'te yayınlanan habere göre sanal ortamda ikinci el ürün satışına vergi muafiyeti uygulanacağı bilgisi verilmiş. Yasada ticari olan ve ticari olmayan ayrımı yapılacağından bahsedilen haberde yeni uygulamanın GittiGidiyor.com gibi ikinci el ürün satan siteler için değişiklik yaratacağı vurgulanıyor.
Haberi diğer yayın organlarıda okuduğumda, internetten yapılan alışverişleri kapsayacağından bahsediliyordu ancak sanırım durum biraz farklı. Aslında olması gereken olmuş diyebiliriz. İkinci el ürün satan kişiden KDV alınması zaten çok da mantıklı görünmüyor. Sonuç olarak, yapılacak bu küçük düzenleme, medyada E-Ticaret'in önü açılıyor şeklinde yorumlanmış. Bu yoruma katılmıyorum. Elindeki ürünü ticari bir amaç gütmeden satacak kişiden alınmayacak verginin E-Ticaret'e olan katkısı takdir edersiniz ki, hissedilir seviyede olmayacaktır. Durumun aslında Gittigidiyor'u doğrudan etkilemediğini de söylemeliyiz çünkü Gittigidiyor'un bu satışlardan alacağı komisyon da vergilendirilecek. Bu vergi muafiyetinin etki edebileceği tek nokta, potansiyel müşterilerin ikinci el ürün satma eğilimlerinin arttılması veya halihazırda bu siteleri kullanan kişilerin daha fazla ürün satması olabilir. Haberi okuduğumda şöyle bir soru aklıma geldi: Peki ticari olup olmadığı nasıl anlaşılacak?. Bildiğimiz gibi bu sitelerde sıfır ürünler de satılıyor. Bu ürünlerin satışı da vergi muafiyetine tabi tutulursa, durum biraz değişir. Ancak tutulmayacaksa bunun kontrolü nasıl yapılacak, onu kestirmek güç.
Herşeyi bir kenara bırakırsak, E-Ticaret'in önünün açılması için belli ayrıcalıklar verilmesine gerek olmadığını düşünüyorum. E-Ticaret'in kendi yapısı, kullanımı itibariyle zaten birçok avantajı var. Bunun farkına varabilen şirketler halihazırda verimli bir şekilde bu altyapıyı kullanarak işlerini çoktandır başarıyla yürütüyorlar.

23 Kasım 2008 Pazar

Online mecrada doğrudan satış yapmak ve Dell örneği

İnternetten satış yapmak sadece E-Ticaret sitelerinin işiymiş gibi görünse de, aslında markaların kendisi de E-Ticareti hali hazırda yapıyor. Apple Store, Dell, Nokia (İngiltere sınırları içinde satış yapıyor) online doğrudan satış yapan markalardan birkaçı. Ancak bu markalardan Dell'i ayrı olarak değerlendirmek gerekiyor.
Dell, 1984 yılında kurulduğunda şirketin prensibi "doğrudan müşteriye bilgisayar sistemleri satmak" şeklindeydi, öyle de oldu. İnternetin nimetlerinden tümüyle yararlanan Dell, kullanıcılarından aldığı siparişleri üreterek evlerine teslim ediyor. Bunu yaparken kullanıcılar, bilgisayarlarının bazı özelliklerini kendileri seçiyor, böylelikle ürünü belli bir seviyeye kadar kişiselleştirme opsiyonu da tanınmış oluyor. Dell, tüm tedarik zincirini bu sistem üzerine kurduğu için aslında Dell'i farklı yapan nokta bu oluyor. Diğer markalar, zaten stoklarında bulunan modelleri, toptancılara veya teknomarketlere gönderdiği gibi online satış ile doğrudan müşteriye de gönderebiliyor.
Doğrudan satışın önemini aslında Dell'in geliştirme müdürü (continuous improvement engineering manager) Dave Schneider şöyle özetliyor;
"Tedarikçiler ve müşteriler ile kurduğumuz bu ilişki bizi anlık olarak ne tedarik etmek zorunda olduğumuz konusunda bilgilendiriyor ve az stok tutarak çok çabuk ve tam olarak talebi karşılıyor oluyoruz"
Geleneksel tedarik zincirlerinde şirket ürettiği ürünü stoklarından önce distribütorlere aktarıyor, onlar toptancılara, onlar da perakendecilere aktarıyor. Son olarak müşteri perakendeciden ürünü alıyor ve sonuç olarak şirketin müşterisine ulaşması en az 2-3 aracı ile gerçekleşiyor. Bu da şirketin müşteriden, müşterinin geri bildiriminden ve talepten çok uzak kalması anlamına geliyor.
İnternetten doğrudan satış yapan şirketler, müşterileriyle doğrudan iletişim halinde olduğu için müşteriyi daha iyi tanıyabiliyor, pazarın sınırlarını net olarak çizebiliyor ve sorunlarını&önerilerini ilk elden alabiliyor. Böylelikle sistemlerini geliştirme imkanına sahip oluyorlar ki, Dell'in sistemininin taklit edilememesinin bir nedeni de budur aslında. Dell'in müşterilerinden aldığı geri bildirimi, herhangi bir şirket herhangi bir şekilde elde edemez. Dell gibi tüm tedarik zincirini doğrudan ve kişiselleştirilmiş satışa göre inşa etmemiş şirketlerin ise yapabileceği en iyi şey, online mecrada müşterileriyle buluşmak ve onların nabzını tutmak.
Bahsettiğim konu tabi her ürün grubu için doğru olmayacaktır. Genel olarak ev elektroniği, cep telefonu, bilgisayar, tekstilde belli alt ürün grupları (çanta, aksesuar vs.), kitap gibi ürünler online mecrada satışlarının doğrudan üretildiği şirket tarafından yapılabilecek ürünler. Şimdilik, tedarik zincirleri ve geleneksel kanallarını kullanmaya devam eden birçok şirket, online mecradaki gelişim sonucunda online mağazalarını açmaya başlayacaklardır. Türkiye için biraz zamana ihtiyaç var ancak kısa veya orta vadede şirketlerin online mağaza sayısının artacağını düşünüyorum.

22 Kasım 2008 Cumartesi

Paypal Türkiye'de..Peki ya E-Ticaret'i nasıl etkileyecek?

Paypal dünyanın en yaygın kullanılan online ödeme sistemlerinden birisi (belki de en yaygını desek yanlış olmaz). Bir hosting hizmeti alacağım dönemde Paypal'dan ödememi yapmış, gayet memnun kalmıştım. Paypal'ın özelliği, sizin mağazadan bağımsız olarak ödemelerinizi doğrudan Paypal'a yapmanız ve Paypal üzerindeki hesabınızdan mağazanın Paypal hesabına ödemek istediğiniz tutarı aktarmanız. Böylelikle, Paypal kullanan E-Ticaret sitesinin güvenilirliğini (ödeme açısından) sorgulamamıza gerek kalmaksızın, Paypal gibi dünyanın en büyük online ödeme sisteminin güvenilirliğini kullanarak ödeme yapabiliyor hale geleceğiz.
Paypal, yakın zamana kadar Türkiye'deki kullanıcılarına hizmet vermiyordu ve buradaki E-Ticaret siteleriyle çalışmıyordu (ödeme yapmıyordu). Ancak bu hizmetin Türkiye'ye gelmesi E-Ticaret'in gelişimi açısından çok önemli. Hepimiz artık bu profesyonel ödeme sistemini kullanarak sitemizde güvenli alışverişin teminatını verebiliriz.
Ancak bu güvenilir sistemin Türk tüketiciyle tanışması ne kadar sürer, onu kestirmek güç. Türkiye'deki kullanıcıların Paypal'ın güvenilirliğini kabul etme süreci, E-Ticaret'in bu gelişmeden etkilenme sürecini de etkileyecektir. Paypal'ın sitesine giriş yaptığımızda Türkçe içerik ile karşılanmamız, sistemin neden güvenilir olduğu ile ilgili kullanıcıların bilgilendirilmesi, eBay'in sahip olduğu PayPal'ın Gittigidiyor üzerinden ödemeleri alacak olması ve aylık ortalama 4 milyonu bulan Gittigidiyor kullanıcısının bu sistem ile tanışacak olması, PayPal'ın Türk kullanıcıları tarafından benimsenmesi sürecini kolaylaştıracaktır. Bu güzel gelişme umarım Türkiye'deki E-Ticaret anlayışını biraz daha geliştirir, umarım sektörün ivmesini arttırır.

17 Kasım 2008 Pazartesi

Toptan al, ucuza al; Firsatciyiz.com

Sürümden kazanmak diye bir tabir vardır. Denir ki, bir ürünün maliyeti 100 lira ise siz onu 120'den 10 adet satacağınıza (toplam kârınız 200 olacak şekilde), 110'dan 50 tane satın kârınız 500 olsun.
Bu durum mikroekonomi dersinde anlatılanlar ışığında esnekliği yüksek olan ürünlerde işe yarar. Bir ürünün mikroekonomik açıdan esnekliği yüksek ise, bu demektir ki, ürünün fiyatındaki ufak düşüşler ve yükselişler ürünün talebinde hatrı sayılır değişiklikler yapıyor (arttırıyor veya azaltıyor).
Gerçek hayatta da bunun örneklerini görmemiz mümkün. Fiyatı yüksek olan ürünlerin fiyatlarının bir anda düşürülerek yüksek adette satılması ve sonucunda toplam kârın maksimize edilmesi günlük hayatımıza sıkça karşılaştığımız, hemen hemen tüm tüccarların sıkça kullandığı bir yöntem haline geldi.
Sürümden kazanan tüccarlara artık e-tüccarlar da eklendi. Örneğin, siz 1 adet mp3 çalar almak istiyorsunuz ancak tek alımda 10 adet satın alan müşteri kadar indirimli satın alamıyorsunuz. Gerçek hayatta, diğer mp3 çalar almak isteyenleri bulmak ve onlarla anlaşmak zor olabilir, ancak sanal dünya bu fırsatı size sunuyor. Firsatciyiz.com üzerinden diğer fırsatçılar ile buluşur, bir üründen hep birlikte 10 adet almaya karar verirseniz, işinizi görecek indirimler kazanma imkanınız var. Bu 10 adeti 30 adet yaparsanız, indiriminiz daha da artıyor. 30'u 50, 50'yi 100, 100'ü 150 yaptığınız takdirde fiyat bir anda %30, %40 oranında düşebiliyor.
Sitede fırsatçı olurken kredi kartınızdan belli bir miktar bloke ediliyor. Verilen süre dolduğunda aranan katılım şartı oluşmuşsa, ürünü o fiyattan alabiliyorsunuz. Kullanım esaslarını buradan okuyabilirsiniz. Sitenin ziyaretçi sayısı arttıkça, indirimli ürün alma olasılığı da artacaktır. Sitenin işleyişi, iş fikri, kolay kullanımı ve güzel tasarımı ile benden tam not aldığını söyleyebilirim. Özellikle küçük perakendeciler için iyi bir fırsat olacaktır diye düşünüyorum, biz de bireysel tüketiciler olarak bu fırsattan yararlanabiliriz.

23 Ekim 2008 Perşembe

Veritabanı ve Pazarlama

Dinamik web sitelerini anlattığım yazımda veritabanlarına kısaca değinmiştim. Dinamik web siteleri, veritabanları ile çalışır ve verileri bu veritabanlarına kaydederler. Kullanıcı ile veritabanı arasındaki karşılıklı iletişimi sağlamak için server (sunucu) ve web sitesi aracı olur. Böylelikle, bilgiler veritabanlarına kaydedilir, bu bilgiler analiz edilir (en azından edilmelidir) ve buna göre genel durum ile ilgili bir yargıya varılır, durumu daha da iyi yapmak için çalışmalar düzenlenir, olası problemlere karşı önlem alınır.
Son cümleden neyi kastettiğimi birazdan daha net açıklayacağım. Şimdi kısaca veritabanı nedir, ondan söz edelim. Veritabanı, çevrimiçi (online) veya çevrimdışı(offline - örneğin masaüstü uygulamaları) mecrada, verilerin depolandığı, düzenlendiği, değiştirildiği dosyalardır. En yaygın olarak kullanılan veritabanları, MySql, Ms Access, SQL Server ve Oracle'dır. Ms Access, genellikle daha küçük çaptaki projeler için kullanılırken; profesyonel kullanım amacında olan şirketlerin tercihi büyük oranda Oracle'dır (Son zamanlarda SQL Server'ın da bazı büyük şirketler tarafından tercih edildiğini duymuştum). Veritabanları, tablolardan oluşur. Bu tabloların her birinde değişik bilgiler saklanır. Her tabloda, sütunlar ve satırlar vardır, tıpkı Excel'deki gibi. Sütunlar verinin tipini, satırlar her bir kaydı (record) temsil eder. Örneğin, Üyeler adlı tablomuz olduğunu varsayalım. Bu tablonun içindeki sütunlar, Üye Adı, Üye Soyadı, Üye Kullanıcı Adı, Üye Şifresi, Üye Doğum Tarihi, Üye Oturduğu Şehir olarak düzenlenebilir. Böylelikle her bir üye için bu bilgileri tek bir satırda veritabanına kaydedebiliyoruz. Başka bir tabloda ise, satış verileri olduğunu düşünelim ve bu tablonun adı da Satışlar olsun. Satışlar tablusunun ise, Satılan Ürün, Satılan Ürün adeti, Satış Tarihi, Üye Adı sütunlarından olduğunu düşünelim. Böylelikle bir tabloda üyelerimizi, diğer tabloda satışlarımızı saklamış olduk. Genel olarak ticari bir veritabanının en önemli iki bileşeni bu iki tablodur. Sonrasında ise, çok daha fazla geliştirilerek, tüm veriler, tüm aktiviteler ve işlemler için tablolar tasarlanır ve veriler yönetilir.
Veritabanı diyince akla gelen en önemli ikinci konu, sorgulamadır. Sorgulama, veritabanı ile ilgili yaptığımız tüm işlemler anlamına gelmektedir. Bu işlemler, verileri gösterme, verileri düzenleme, yeni veri ekleme ve veri silme olarak tanımlanabilir. Sorgulama işlemleri tüm veritabanları için standart olan SQL dili ile yapılır. Örneğin, Üyeler tablosundaki tüm verileri görüntülemek için Select * from Üyeler demeniz yeterli olacaktır. Görüntülemek için Select fonksiyonu kullanırken, yeni veri eklemek için Insert, mevcut veriyi düzenlemek için Update, mevcut veriyi silmek için Delete kullanılmaktadır (buradan detaylı olarak teknik bilgi alabilirsiniz)
Bahsetmek istediğim üçüncü nokta ise, tablolar arasında iletişim kurmaktır. Örneğin hangi üyenin hangi ürünü aldığını hali hazırdaki veritabanı düzenlemesinde görüntüleyemiyorum. Bu görüntülemeyi yapabilmem için Üyeler ve Satışlar tablosunu iki tabloda da bulunan Üye Adı sütunu vasıtasıyla bağlamam gerekiyor. Böylelikle hem iki tablodaki belli bir verinin ilişkili olduğunu veritabanına tanımlayarak, veriyi standardize ediyoruz (verinin giriş ve düzenlenme aşamasında işe yarıyor), hem de olan veriler üzerinden görüntüleme yapmak istediğimizde oldukça işimiz oldukça kolay oluyor.
Aşağıda, MS Access ile hazırlanmış küçük bir veritabanını, barındırdığı tabloları ve tablolar arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.(Aşağıdaki veritabanında Üye Adı'nı değil, daha yaygın olarak kullanılan ID'leri kullanarak tabloları bağladım. ID, her bir kaydın o kayda özel olarak atanan numarasıdır.)Gelelim, bu konunun E-Ticaret ve E-Pazarlama ile ilgisine. Öncelikle, veritabanın birçok açıdan bir web sitesi için önemli olduğunu belirtmeliyim. Örneğin, bir veritabanı olması gerektiği gibi tasarlanmaz ise, web sitesinin veritabanından bilgileri çekerek sitede yayınlama süresi uzayabilir, bu da kaderinizi tüketicinin sabrına bırakmanız anlamına gelir. Hız ve performans konusu (özellikle de 100 binlerce, milyonlarca veriden bahsediyorsak) bir E-Ticaret sitesi için hayati önem taşımaktadır. Bir diğer nokta, veritabanı aracılığı ile durumunuzu çok net bir şekilde analiz edebilirsiniz. Hangi günler, hangi haftalar, hangi aylar satışlarınız nasıl değişmiş, adet ve gelir anlamındaki değişimler ne şekilde olmuş, hangi müşteriler daha fazla alışveriş yapmış, hangileri hiç ürün satın almamış gibi birçok bilgiyi anlık olarak veritabanından çekeceğiniz veriler ile edinebilirsiniz. Bir kademe üstünde, bu bilgileri kullanarak çeşitli promosyonlar veya reklam kampanyaları yapabilirsiniz. Örneğin, yeni müşteri kazanmak adına, son 3 ayda hiç alışveriş yapmamış müşterilerinize %5'lik indirim kuponu verebilir ve bu promosyonu e-mail ile müşterinize ulaştırabilirsiniz. Bir diğer örnek, en fazla tercih edilen ürünlerinizi belli bir sıraya göre anasayfanızda gösterebilirsiniz, ya da en fazla şikayet gelen ürünlerinizi incelemeye alabilirsiniz. Tüm bu bilgilerin hepsi, veritabanının size verdiği sonuçlar üzerinden elde edilmektedir.
Veritabanı, aslında tüm şirketler için hayati önem taşımaktadır. Ancak bir E-Ticaret sitesi sanal dünyadaki tüm işlemleri kaydını veritabanı sayesinde tuttuğu ve bu şekilde operasyonunu yönetebildiği için, E-Ticaret sitesi için veritabanı biraz daha önemlidir. Bu önemin farkına varıp, veritabanının bu anlamda düzenlenmesi, inşa edilmesi ve yönetilmesi, büyük önem taşımaktadır.

20 Eylül 2008 Cumartesi

E-Ticaret sitesi için uygun programlama dilleri

Web siteleri programlama dilleri bakımından statik web siteleri ve dinamik web siteleri olarak ikiye ayrılır. Statik web siteleri, sadece içerik barındıran,kullanıcıyla herhangi bir bilgi alış-verişine girmeyen web siteleridir. Bu web siteleri genelde HTML olarak kodlanır ve Javascript ile desteklenir. HTML, web sitelerinin en temel kodlama sistemidir ve bilgisayarınızdaki bir not defteriyle bile HTML kodlayarak bir web sitesi tasarlayabilirsiniz (tabi tüm kurallarını eksiksiz bilmek kaydıyla). Javascript ise kullanıcıların browser ında (Internet Explorer, Firefox, Chrome gibi) çalışan kodlardır. Örneğin bir pencerenin adres çubuğu yoksa, büyütme küçültme düğmesi inaktif edilmişse, pencereyi kapat düğmesi varsa bu özelliklerin tümü Javascript ile yapılmıştır. Javascript, kanımca görselliği bakımından başlangıç seviyesi bir kod meraklısının severek öğrenebileceği dillerin başında gelir. Dinamik web siteleri ise kullanıcısıyla bilgi alış-verişi yapan sitelerdir. Bu sitelerde form doldurma, gönderme, kayıt, üye girişi, ürün satın alma gibi tüm işlemler kullanıcıdan alınan bilgiler doğrultusunda işleme koyulur ve kullanıcıya işlemin sonucuyla ilgili bilgi verilir. Bu sitelerin büyük bir kısmı bir veritabanı kullanırlar ve işlemleri, üye bilgilerini, içeriği tümüyle bu veritabanında saklarlar. En popüler dinamik site programlama dilleri, php, asp ve aspx (ASP.NET)'dir.
php: PHP (Personal Home Page - Kişisel Ana Sayfa) dili C programlama dili üzerine kurulmuştur ve dünyada en çok tercih edilen dinamik web sitesi dillerinin başında gelmektedir. PHP'yi diğer dillerden ayıran önemli özelliklerden birisi C diline olan yakınlığıdır. C dili, programlama ile ilgilenenlerin yoğun olarak kullandıkları dil olduğu için PHP'yi öğrenmek, kodlamak C'ciler için çok da zor olmamıştır. C'nin verimliliği, PHP'ye de yansımış, hız bakımından PHP rakiplerinden hep bir adım önde olmuştur. PHP'nin bir diğer önemli özelliği herhangi bir lisans ücreti ödemeden kodlamanız için gerekli olan programları edinebilmenizdir. EasyPhp gibi bu programları bilgisayarınıza yükleyip, kodlamaya başlayabilirsiniz (tabi teknik birçok detayı var, bu konudaki dökümanlara internetten kolayca erişebilirsiniz). PHP'nin kullandığı veritabanı MySql'dir. MySql, PHP ile oldukça senkronize ve verimli çalışır, işlemleri oldukça hızlı yapar, sonucu kısa sürede verir. PHP kullanan popüler sitelerden iki örnek; Facebook.com, Itusozluk.com.
asp: ASP (Active Server Pages) Microsoft tarafından geliştirilmiş web sitesi programlama dilidir. PHP'nin C'nin üzerine kurulmuş olması gibi, ASP de Visual Basic üzerine kurulmuştur. Visual Basic'in, C'den daha kolay bir dil olması dolayısıyla ASP özellikle daha başlangıç seviyesi web sitesi tasarımcıları için uygun görünmektedir. ASP, veritabanı olarak Microsoft Office Access veya SQL Server ile kullanılabilmektedir. Ancak PHP'den eksi yönü, ASP'yi çalıştırabilmek için lisanslı bir Windows'unuz (örneğin Windows XP Pro) ve lisanslı veritabanınız olması gerekmekte. Bu sebeple, PHP açık kaynak kodlu ucuz web sitesi yazılım dili, ASP Microsoft destekli pahalı ama kolay web sitesi yazılım dili olarak görülmektedir. ASP kullanan popüler sitelere örnek vermek gerekirse; Eksisozluk.com, Ntvmsnbc.com
aspx: PHP'yi web sitesi kodlamaya başladığım ilk yıllarda tanımıştım ve açıkçası çok da sevememiştim. Nedense, boş bir not defteri üzerinden yazılan kodlar ve bu kodların derlenmesi fikri biraz sıkıcı geliyor bana. Tam da o dönemde Bilge Adam'da aldığım yazılım uzmanlığı kursunda Asp.Net ile tanıştım. Rahat ve (nispeten) iç açıcı arayüzü, kullanım ve kodlama kolaylığı gibi özellikleri beni cezbetti ve o gün bugün Asp.Net'ten vazgeçemedim. .Net platformu, kodlama yapmak için birçok kolaylığı sağlayan Microsoft tarafından geliştirilmiş bir kodlama arayüzüdür. .Net üzerinden bütün dillerde yazılım yazabilirsiniz. Ben VB.NET (Visual Basic) ve ASP.NET üzerinde çok yoğunlaşmıştım. Bu bakımdan bu başlık altında php ve asp başlıklarıdan daha fazla anlatacak şeyim olduğu aşikâr. aspx, Asp.Net üzerinden kodlanabilen asp'den bir adım daha geliştirilmiş web sitesi kodlama dilidir. Visual Basic, C# (C'nin bir değişik versiyonu) ve J# (Java sharp) ile .Net üzerinden web sitesi kodlanabilmektedir. .Net'in kullanıcılarına oldukça kolay kodlama imkanı sağlayan bir arayüzü vardır. Bu sayede sadece bir iki tuşa basarak, birkaç sürükle bırak hamlesiyle, veritabanına bağlanarak, sitenize gelen kullanıcıların bilgilerini kaydedebilirsiniz. .Net platformu, 2005 versiyonuna kadar oldukça büyük boyutlu ve yüklemesi zahmetli, pahalı bir Microsoft programıydı. Ancak bu sene yayınlanan Express Edition'lar sayesinde, Microsoft bize rahatlıkla indirebileceğimiz boyutlarda yükleme seçenekleri sunmuş ve ücretsiz kullanma imkanı vermiş. Benim de şu sıralar kullandığım Express Edition, hiçbir ücret ödemeden bilgisayarınıza kurabileceğiniz bir .Net tecrübesidir. .Net'in lisans konusu çözüldüğüne göre ve kolaylığı göz önünde bulundurulursa oldukça cazip bir seçenek olduğunu söyleyebiliriz aslında. Ancak iş, web sitesini yayınlamaya gelince, durum biraz değişiyor. PHP ile kıyasla ASP.NET sitelerini yayınlama maliyetleri oldukça yüksek. Bunun sebebi ise Hosting firmasının Microsoft'un geliştirdiği bir server yazılımını lisanslı olarak bulundurmak zorunda olmasıdır.
php, asp ve aspx dışında birçok web sitesi programlama dili vardır. Benim gördüğüm, gözlemlediğim en popüler diller bu üçü olduğundan kısaca incelemeye çalıştım. Bu dillerin hepsi ile bir E-Ticaret sitesi kodlanabilir ve rahatlıkla yönetilebilir. Ancak her dilin kendine has özellikleri ve maliyeti olduğundan bu konudaki tercih, daha detaylı analizler sonucunda belirlenmelidir.

3 Eylül 2008 Çarşamba

YemekSepeti'nden müşteri ilişkileri dersi

Türkiye'de E-Ticaret denince akla ilk gelen markalardan birisi hiç şüphesiz Yemeksepeti.com'dur heralde. Bünyesinde barındırdığı binlerce restoran, cafe ve hizmet verdiği birçok il sayesinde yıllar boyunca ününe ün kattı, en tepedeki yerini hep korudu.
Liderliğini pekiştirirken aslında yaptığı en önemli şey, müşterileriyle birebir ve yakından ilgilenmek oldu. Açıkçası ben YemekSepeti'ni yakın zamana kadar çok sık kullanan birisi değildim ve üniversitedeyken yurtlarda kalan arkadaşlarımdan YemekSepeti hikayeleri duyuyordum. Ne kadar ilgilendiklerini, bir sıkıntıları olduğunda sorunu derhal çözmek için seferber olduklarını, yemek geciktiğinde ya hediye ya da tatlı, içeçek gönderdiklerini anlatıp duruyorlardı.
Geçtiğimiz günlerde YemekSepeti üzerinden Mado'ya sipariş vermek istedim. Ancak Mado'nun listelenen ürünlerinde bir nokta pek açık değildi ve ben siparişimde sorun olsun istemiyordum. Mado'yu arayıp görüşmektense, sipariş vereceğim YemekSepeti'nin bu konuyla ilgilenmesini istedim ki, sistemdeki bu pek net olmayan durum çözülsün, diğer müşteriler de yanlış anlamasın.
Canlı Yardım Online linkine tıkladım ve 1 dakika içinde karşımda bir bayanla sorunumu görüşmek üzere chat yapmaya başladım. Bu olayın, pazar akşamı saat 20:00 civarında gerçekleştiğini de belirtmeliyim. Bayan, kendisine sorunumu ilettikten sonra bana teşekkür etti ve gerçekten de site üzerinde bahsettiğim ürünün pek anlaşılamadığı konusunda bana hak verdi. Hemen Mado'yu aradı ve onlardan ürün bilgisini net olarak aldı, benimle paylaştı. En kısa sürede de site üzerinde bu değişikliğin yapılacağı bilgisini verdi. Sonrasında ben teşekkür ettim, siparişimi verdim ve ürünüm yarım saat içinde elime ulaştı.
YemekSepeti'nin kurucularından Nevzat Aydın'ın müşterilerden gelen tüm şikayet mail larını okuduğunu YemekSepeti'nin SWOT analizini yaptığım çok önceki bir yazımda bahsetmiştim. Ancak belirtmeliyim ki, Nevzat Aydın'ın müşterileri konusundaki hassasiyeti sanırım şu anda Türkiye'deki birçok (sözde) kurumsal firmanın çok daha önünde. Müşteriye olan bakış açıları, ürettikleri çözümler ve bu çözümleri sürdürülebilir kılarak yıllarca başarıyla müşterilerini memnun edebilmeleri markalarının gücünü her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor.
E-Ticaret yaparken, önemle vurguladığım nokta müşteri memnuniyetidir çünkü sanal dünyada müşteriler alış-veriş yapacakları mecralara daha az güven duyarlar ve güvenlerinin yerine gelmesi için daha fazla araştırma yaparlar, ince eleyip sık dokurlar. Yapılan en ufak bir hata, dillerden dillere dolanır, sözlüklerde afişe edilir, şikayet sitelerinde yayınlanır ve bu sorun büyür, E-Ticaret'in güvenilir olmadığı önyargısı ile sonuçlanır (Küçük kartopunun yuvarlanarak çığa dönüşmesi gibi).
Neyse ki, YemekSepeti gibi işini iyi yapan, müşteri memnuniyeti konusunda adeta ders veren siteler var ki, E-Ticaret biraz olsun internet kullanıcılarında olumlu etki bırakabiliyor. Burada tabi önemli bir nokta, YemekSepeti üzerinden herhangi bir ücret ödemesi yapılmıyor olması. Yine de, tümüyle aracı bir site olarak müşterilerine bu kadar değer veren bir web sitesi, ücret ödeme sistemiyle çalışan bir site olsaydı da, müşterilerinin memnuniyetinden ödün vermezdi.
Operasyon ve müşteri ilişkileri adına bu kadar takdir ettiğim YemekSepeti nedense kötü tasarımından bir türlü vazgeçmiyor. Bu konuyla ilgili E-Ticaret dersinde kendisine soru yönelttiğim Nevzat Aydın, o dönemde (1,5 yıl öncesinde) tasarım üzerinde çalıştıklarını söylemişti ancak ben o günden bu yana pek bir değişiklik göremedim. Hala frame içinde çalışan bir anasayfa, ufak tefek yazılar, kullanıcı rahatlığından çok uzak, karışık bir web sitesi görünümünde hizmet veriyor. Umarım Nevzat Aydın bizi artık bu işkenceden kurtarmak için en kısa sürede birşeyler yapar.

1 Eylül 2008 Pazartesi

Amerika'nın bilmediğimiz en popüler siteleri (Devam)

46. Netflix.com: Netflix bir dvd kiralama sitesi olarak çalışıyor. Aslında tam anlamıyla bir E-Ticaret sitesi olduğunu söyleyebiliriz. Amerika'da en popüler 46. sitenin bir DVD kiralama sitesi olduğunu düşünürsek, sektörün ne denli büyük olduğunu kavrayabiliriz. Netflix'e aylık üye olarak Amerika'daki vatandaşlar seçtikleri üyelik şekline göre DVD kiralayabiliyorlar. Örneğin, aylık 5 dolar vererek üye olunan pakette anlık olarak elinizde en fazla 1 adet DVD bulunabiliyorken, aylık DVD kiralama limitiniz 2 adet oluyor. Ancak aylık 9 dolara üye olunan paketle birlikte anlık olarak elinizde 1 DVD bulundurabiliyor ve ay içinde sınırsız değişim yapabiliyorsunuz. Bu ve benzeri üyelik paketleriyle Netflix kullanıcılarına hizmet verirken, 1 iş günü içinde DVD'nin teslim edileceği garantisini de veriyor. Ayrıca her üye site üzerinden online olarak film veya dizilerin son bölümlerini izleyebiliyor, bunun için site ayrıca bir ücret talep etmiyor.
79. Playlist.com: Playlist.com bir müzik paylaşım sitesi olarak hizmet veriyor. Ancak bu paylaşım durumu, Youtube'daki gibi bir upload ile gerçekleşmiyor. Üye olan kişiler, kendilerinin siteye referans gösterdiği (kendilerinin veya başkasının web sitesi olabilir) üçüncü bir parti web sitesinden bu müziği alarak Playlist.com'a koyuyorlar. Bu şekilde Playlist'e üye olan birisi, bir playlist (müzik listesi) hazırlıyor ve sitenin kullanımına sunuyor. Diğer kullanıcılar bir şarkıyı arattıklarında bu şarkıyı buluyorlar ve doğrudan Playlist.com üzerinden üçüncü parti kaynağı sayesinde müzik dinleniyor. Bu noktaya kadar çok fazla üçüncü parti web sitesinden bahsettim, biliyorum. Ancak sitenin en önemli noktası bu çünkü telif haklarından bu şekilde kurtuluyorlar.
"Accordingly, our search engine is based upon our growing index of links to music files legally posted on the Internet for promotional or other legal purposes. Our music player allows performance of music files through streaming technology and “in-line linking” of series of hyperlinks. In that way, we make it easy for our users to create a playlist that points to a series of music files hosted on third party websites. We do not control those third party websites. We do not host music files. We do not allow uploading or downloading of music files to projectplaylist.com. We are not a “file sharing” site, peer to peer or otherwise; and we do not support or endorse illegal copying of music. "
Sitenin Copyright (Telif hakları) kısmında yazan yazı yukarıdaki gibi, Türkçe çevirisi ise kısaca bize yüklenen şarkıları biz host etmiyoruz, upload ettirmiyoruz, yani yasadışı içerikten biz sorumlu değiliz demek. Sitenin gelir modeli ise tümüyle banner reklamları üzerine kurulu. Bir kullanıcı tabanlı Web 2.0 girişimi olduğu görülüyor Playlist'in, fontları, tasarımı, kullandıkları araçlar (etiketler gibi) bu yönünü destekliyor. Ancak daha uyumlu renkler kullanılabilirdi, diye düşünüyorum yine de.
81. Answers.com: Answers.com adından da anlaşılacağı üzere bir soru-cevap sitesi. Kullanıcılar sormak istedikleri soruları siteden arıyorlar, bulamadıklarında siteye soruyu soruyorlar. Sitede cevabı olan binlerce soru var ve sitenin tasarımı şık, kullanımı oldukça rahat. Answers.com bir Wikipedia türevi gibi olmuş. Ancak çok verimli çalıştığını söyleyemeyeceğim. Yahoo'nun, Yahoo Answers sitesi bence çok daha iyi çalışıyor. Örneğin iki sitenin de arama motoruna "who was the top goal scorer in 2002 world cup? (2002 Dünya Kupası'nda gol kralı kim olmuştur?)" sorusunu yönelttiğimde, ki bu soru kalıbı belki de en kolay kalıplardan birisidir, Yahoo başarıyla sorumu cevaplayan bir sonuç çıkarırken, Answers.com bana Dünya Kupası'nın tanımını çıkarmakla yetindi. Bu noktada tabi, amerikalıların futbola ilgisinden dem vurulabilir ancak yine de birçok Google aramasında bile karşıma çıkan Yahoo Answers'ın Answers.com'dan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Yahoo Answers bu konuda öncelikli olarak örnek alınmalı.

22 Ağustos 2008 Cuma

Bizim de bir web balonumuz olacak mı?

İnternet dünyasıyla yakından ilgilenenler Amerika'da 2000'lerin başında ortaya çıkan Dot-Com Bubble'ı (Nokta Com Balonu - biz bu terime kısaca web balonu diyelim) bilirler. Amerika'da özellikle internetin yaygınlaşmaya başladığı 90'ların sonu itibariyle internet şirketleri olduğundan daha değerli görünmeye başladı ve internete yatırım yapmak Amerika'da o dönemde moda haline geldi. Gerçekten bu işi bilen ve ciddi yatırım yapan birkaç internet dahisinin dışında, yatırımların büyük kısmı, 'parlak bir fikir'e yapılıyordu. Ancak plansız programsız, geleceği görmeden, vizyonunu belirlemeden hayata geçirilen birçok site bu furyanın sonunda kapanmaya mahkum oldu.
Öyle rivayet edilir ki, elinde bir bond çanta hatrı sayılır bir fikri olan (ama dikkatinizi çekerim sadece fikir) herkes risk şirketlerinden onbinlerce dolarlık çeklerle çıkabiliyorlardı. Bu şuursuz yatırımlar ciddi zararlarla sonuçlandı ve bir müddet risk sermayesi internetten elini ayağını çekti.
Ancak bu balondan sonra görüldü ki, gerçekten bir web fikrini projelendirip, üzerinde ciddi ciddi düşünüp tasarlayanlar büyük başarılara ulaşabiliyormuş. Bu projelere en iyi örnekler olarak dünyaca tanınmış e-ticaret siteleri Amazon.com ve eBay.com, dünyanın en çok ziyaret edilen sitesi Yahoo.com verilebilir.
Web balonu 2000'li yılların başında patladığında ve birçok şirket kepengi indirdiğinde ayakta kalan bazıları, artık dünya internet pazarını ciddi biçimde domine ediyor. Tabi, bu kötü örneklerden feyz alıp yatırımlarını daha ince eleyip sık dokuyanlar da aynı şekilde kazandılar. Bu duruma örnek olarak da Youtube'u verebiliriz. (Youtube'un ciddi rakamlarda yatırımlar ile kurulduğunu belirtmeliyim)
Sonuç olarak Amerika'da ciddi bir "bir müsibet bin nasihatten iyidir" tecrübesi yaşandı ve artık herkes yoğurdu üfleyerek yiyor. Ancak Türkiye'deki internet dünyasında konuşulan rakamlar, satın almalar, yeni girişimler ve başarısızlıklar henüz bizim Amerika'daki web balonundan ders çıkarmadığımızı gösteriyor. Her zaman dediğim gibi, internette yapılacak bir projenin sanal dünyada olmasından başka, normal bir girişimden bir farkı yoktur. Herşeyinin titizlikle araştırılması, fizibilite çalışmalarının yapılması, operasyonun kusursuzluğa yakınlaştırılması, kalifiye insan gücü, pazarlama olanaklarının en verimli şekilde kullanılması gibi tüm basamakların web girişiminin kurucusu (veya kurucuları) tarafından netleştirilmesi gerekmektedir. Fikir, önce projelendirilmeli, sonra iş planına dönüştürülmelidir. Kurucular ve yatırımcılar gelir modelini, yatırımın dönüşünü, kısa-orta-uzun vadedeki beklenti ve hedefleri belirlemeli, bu yönde çalışılmalıdır. Tıpkı, reel hayattaki bir girişim gibi. Ancak sanırım, Türkiye'de internet denince akla önce "kolay para" geliyor. Ne kadar erken bu düşünceden uzaklaşıp, profesyonelleşirsek, o kadar erken başarıyı yakalarız.

İlginç bir bilgi;
2000'lerin başında internetle yakından ilgilenenler Lycos firmasını hatırlayacaktır. Sanırım siteyle ilgili bir istatistik, Amerika'daki web balonun ne kadar şiddetli patladığını size daha net gösterecektir;
Lycos, 1995'de kuruldu, Terra Networks tarafından 2000'de 12.5 milyar dolara satın alındı, Daum Communications'a 2004 yılında 95 milyon dolara satıldı (Wikipedia.org)

5 Ağustos 2008 Salı

Weblebi.com faaliyetlerine son verdi

E-Ticaret hakkında bu kadar yazı yazan, az-çok ilgisi olan birisi olarak Weblebi.com'un iflasını incelemek, biraz olsun potansiyel E-Ticaret girişimcilerine fikir vermek istedim. Evet, Weblebi.com bugün itibariyle yayın hayatına son verdi ve anasayfasında müşterilerine bir mektup yayınladılar.
Weblebi.com'dan alışveriş yapmadım, o bakımdan gıyabında iyi veya kötü yorumlar yapmayacağım. Sadece gördüğüm, gözlemlediğim noktaları biraz inceleyeceğim. Ekşisözlük ve Şikayetvar.com'da hakkında yüzlerce şikayet olması dolayısıyla bir yerlerde bir sorun olduğu açıkça anlaşılıyor ve bu durumun sitenin iflasını nasıl getirdiğini irdeleyelim.
Öncelikle, Türkiye'deki E-Ticaret adına en büyük sorun, ciddi anlamda anlayış eksikliği. E-Ticaret'in ticaretten çok büyük farkları yoktur, siz yine bir malı bir yerden alırsınız ve müşteriye teslim edersiniz, aradaki komisyonu kazanırsınız. Yaptığınız işlemin farkı satış yaptığınız yerdir. Reel hayatta bir dükkanınız, mağazanız olması gerekirken, sanal dünyada bir web siteniz olması gerekir. Ancak E-Ticaret, Türkiye'de hakettiği ciddiyeti bu bakımdan henüz görmüş değil, maalesef. Sanal ortam nedense hâla, reel ortam kadar ciddiye alınmıyor.
Bir E-Ticaret girişiminde kesinlikle ilk olarak operasyon en iyi şekilde tasarlanmalıdır. Operasyon, sistemin tıkır tıkır işlemesi için detaylı olarak düşünülmesi gereken en önemli parametredir. Operasyondan kastımız, firmanın yapacağı hizmet veya ürün satışının ürünün tedarik edildiği yerden müşteriye ulaşana kadarki süreçtir. E-Ticaret siteleri toptancılarla çalışarak, onlardan aldıkları stok bilgisini müşterileriyle paylaşırlar (genel olarak) ve müşteriden alınan sipariş doğrultusunda tedarikçiye sipariş geçerler. Ancak süreç bu kadar kolay değildir çünkü tedarikçiden alınan stok bilgisi tam olarak doğru bilgiyi yansıtmayabilir. Tedarikçi de Türkiye'ye getiren firmadan ürünü almaktadır ve oradan gelen stok bilgisini dikkate almaktadır. Türkiye'ye ürünlerin girişinde, gümrükte, kargo firmasında vs. ürünler gecikebilmektedir. Bu şekilde zincirleme olarak E-Ticaret sitesi ürünü kullanıcısına vaadettiği gün gönderememektedir. Buradaki çözüm, belli bir stokla çalışmaktır. Genelde firmalar, stok maliyetine katlanmak istemezler ancak E-Ticaret sitesinin belli bir stokla çalışması gerekir çünkü reel bir mağazadan daha çok güvenilirlik sağlamak zorundadır. Bu konuda kargo firmasıyla da sınırları kesin, gecikme durumunda yaptırımları külfetli anlaşmalar imzalamalıdır ki, müşteriyi mağdur etmesin.
Operasyonun kusursuza yaklaşmasıyla müşterinin memnuniyeti aynı oranda artar. Ancak müşterinin memnun edilemediği durumlarda sitenin başarı ihtimali çok zayıftır.
Weblebi'nin başarısızlığı, potansiyel girişimcilerin şevkini kırmamalıdır, aksine örnek olmalıdır. Neyi yapmamayı öğrenmeleri adına güzel bir vakadır. Operasyon ve müşteri memnuniyeti; sitenin adresi, hosting i, pazarlaması gibi kriterlerden çok daha önemlidir ve öncelikli olarak düşünülmelidir. Bu nedenle, tüm girişimcilik yazılarında, öğütlerinde bir iş planı yapılması gerektiğinden bahsedilir. Bu planda tüm detayların belirlenmesi, ona göre hareket edilerek girişimin hayata geçirilmesi en iyi yöntem olarak gösterilir. Ancak Türkiye'deki E-Ticaret sitesi sahiplerinin en büyük eksiği, aylar öncesinden hazırlıklara başlayarak işin detaylarını belirlemeden işe koyulmalarıdır. Bu sebeple, operasyonda aksaklıklar, müşterilerde memnuniyetsizlik oluşur ve bu iki parametrenin site açısından negatif olması, sonun başlangıcıdır. Hep belli örnekler veriyoruz; Ebebek.com diyoruz, Yemeksepeti.com diyoruz, Gittigidiyor.com diyoruz. Bu sitelerin ortak özellikleri gerçekten de müşteri odaklı olmaları ve sistemlerini çok iyi oturtmalarıdır. Artık Türkiye'de bu sitelerin yanına yeni ve daha iyilerinin eklenme zamanı gelmiştir. Umarım potansiyel girişimciler yapılan yanlışlardan ders alır, doğru yatırımlar yapar ve E-Ticaret, Türkiye'de de hakettiği ciddiyete kavuşur.

7 Temmuz 2008 Pazartesi

B2B nedir? 'E-Ticaret'i nasıl yapılır?

Günümüz dünyasında teknolojinin en önemli getirilerinden birisi olan iletişim kolaylığı ve maliyet avantajı sınırları kaldırıp, küreselleştirmeyi kolaylaştırıyor. Firmaların fırsat kolladığı düşük maliyetlerde hammadde veya ürünlere ulaşmak artık internet ile çok daha kolay hale geldi. Kurumsal anlamda yapılan satışların büyüklüğü düşünüldüğünde internette bu sorunu çözecek siteler de kendilerini gösterdiler. Bazıları çok ünlendi, büyüdü; bazıları belirli bir sektöre hizmet verdi, adını bile duymadık. Ancak bu tarz sitelerin varlığı şüphesiz küreselleşen dünyada artan rekabeti bertaraf etmek isteyen tüm firmaların ilacı haline geldi. B2B E-Ticaret yapmanın düşük girdi maliyetleri, azalan stok miktarı, işlem maliyetlerindeki düşüş, hızlı teslimat, daha iyi müşteri hizmetleri gibi açılardan birçok faydası vardır.
B2B E-Ticaret sitelerinin dünyadaki en iyi örneği şüphesiz Alibaba.com'dur. Son yıllarda çok daha fazla adını duymaya başladığımız Alibaba.com, 2008 yılı içinde tam 23 milyon ziyaretçiye hizmet verdi. Alibaba.com genel olarak Çin iş dünyasını, dünya piyasasına sunmak amacıyla yapıldı. Aslında bu amacı Çin olarak değil Asya olarak belirtmemiz gerekebilirdi belki de ama Çin'in Amerika'ya kafa tutan dev ekonomisi ve sektörel bazda dünya piyasasındaki rolü sebebiyle Çin'i ayrı bir yere koymak gerekiyor sanırım. Zaten Alibaba.com ziyaretçilerinin %65'inin Çin'den olması da bize bu durumu kanıtlıyor.
Alibaba.com'da Çin ve diğer (maliyetin nispeten düşük olduğu) uzak doğu ülkelerinden dünyaya yapılan satışlar 2008'in ilk çeyreği itibariyle Alibaba'ya 680 milyon dolar gelir bıraktı. Alibaba için bu rakam geçen senenin aynı dönemine göre gelirlerinde %53.2 artış anlamına geliyor (daha detaylı bilgi için tıklayınız).
Türkiye'deki kısıtlı internet anlayışı B2B E-Ticaretin en büyük temsilcisi Alibaba.com'u da etkiledi. Türkiye'den bir firmanın Alibaba üzerinden yaptığı alışveriş sonrasında ödeme yapması ancak karşı firma tarafından herhangi bir ürünün gönderilmemesi sonucunda mahkeme tarafından Alibaba.com 1 ay süreyle (Şubat 2008 - Mart 2008) erişime kapatıldı. Bu noktada birkaç cümle ile Türkiye'deki yasaklara değinmek istiyorum. Artık tüm sorunlarımızı yasaklarla çözmeye başladık. Youtube'un aylardır, Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki mahkemeler tarafından kapatılması zaten üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir durum iken, Alibaba üzerinden gerçekleşen bu olayda mahkeme nasıl olur da en mantıklı çözümün sitenin kapatılması olduğuna karar verir, anlam vermek mümkün değil. Sonuçta bu bir dolandırıcılıktır, bir dava açılır ve reel hayatta konu takip edilir. Çıkan bu problemin de faturasının Alibaba.com'a kesilmesi, Türkiye'deki internet ve online işlem anlayışının ne kadar geride kaldığının açık bir göstergesidir.
Sınırların kalktığı, artık ticaretin küreselleştiği bir ortamda internetin önemli rol oynaması kaçınılmazdı. Bildiğimiz bilmediğimiz (sektörel anlamda takip edemediğimiz için çok normal) birçok B2B E-Ticaret sitesi internette hizmet vermektedir. Umarım Türkiye'de de bu anlayış hızla gelişir ve Türkiye gibi genç bir endüstriye sahip ülke için de bir AliBaba ortaya çıkar.

Not: Bu yazıda geçen sene Hüseyin'le ortak hazırladığımız bitirme tezinden yararlanılmıştır.

Kaynak;

Alibaba.com
Wikipedia.org

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Live.com üzerinden arama yapın, paranız cebinizde kalsın!

Başlık 'slogan' gibi dursa da, Microsoft'un geçtiğimiz günlerde açıkladığı kampanya'nın özeti aslında.
Microsoft, iş dünyasını yoğun olarak meşgul eden Yahoo teklifinden sonra Google'ı alt edebilmek için kolları sıvadı.
Başlatılan kampanya doğrultusunda, Live.com üzerinden belli bir ürün aratılıp, ürün satın alındığında Microsoft belli bir yüzdeyi size nakit olarak ödüyor. Mesela, Live.com üzerinden LCD arattınız ve ürünü örneğin Amazon.com üzerinden satın aldınız. Microsoft bu ürünün fiyatının belli bir oranını size nakit olarak ödüyor. Bu ödemeyi kullanıcılar doğrudan çek veya PayPal üzerinden alabiliyorlar. Anlaşmalı siteler arasında ise eBay, Sears ve Barnes & Noble gibi online perakendecilik pazarının devleri yer alıyor. 700 ün üzerinde site, 10 milyon civarında ürün ile kampanya başlatıldı.
Tabi amaç çok açık; kişilerin arama alışkanlıklarını Live.com'a kaydırmak. Aslında nakit ödeyerek bu konuda çok net bir tutum sergileyen Microsoft'un, fiyat değişiminden çabuk etkilenen müşteri kitlesini etkileyeceğini düşünüyorum.
Ancak yine de yolunda gitmeyen bazı şeyler var. Bill Gates kampanya ile ilgili yaptığı açıklamada "En iyi arama sonuçlarını göstermek istiyoruz, bu kampanya kullanıcıların belli bir arama türü yapmalarını ve karşılığını almalarını sağlayacak" diyor. Bu noktada, geri ödenecek nakitin en iyi arama sonuçlarını vereceği varsayımı ortaya çıkıyor ki, oldukça mantıksız.
Microsoft'un bu tarz kampanyalardan önce Google ile gerçekten kalite anlamında baş edebilecek bir Live.com yaratması gerekiyor. Algoritma ve diğer tüm özellikleri açısından Live.com, Google'ın çok gerisinde. Bu bağlamda, Microsoft'un Live.com üzerinde daha fazla çalışması ve kullanıcıları arama sonucu açısından tatmin etmesi gerekiyor ki, yapılacak kampanyalar sürdürülebilir olsun.Standard&Poors un analisti Scott Kessler şöyle diyor; "Kullanıcılar bu sistemle nasıl oynayacak? Belki de Google'da veya Yahoo'da ürünü arayacak, bulacak; ve belli bir kısmını geri almak için MSN üzerinden satın alacak.". Açıkçası, katılmamak elde değil. Kampanyanın sonuçları Live.com üzerinde nasıl bir etki yaratacak bekleyip göreceğiz, ancak daha temel çözümler üretilmesi Microsoft'un Google karşısındaki rekabeti açısından oldukça önemli diye düşünüyorum.

Kaynak;
Microsoft turns to cash to beat back Google

16 Mayıs 2008 Cuma

Eski ideefixe; yeni idefix

Ülkemizde E-Ticaret son yıllarda gözle görülür oranda büyüdü ve önümüzdeki yıllarda bu ivme artarak gelişimi devam edecektir. Bu durumun iki önemli parametreye bağlı olduğunu düşünüyorum.
Birincisi, Türkiye'deki internet kullanıcı sayısının günden güne artması ve ADSL ile kullanımın sürdürülebilir olması. Özellikle TTNet'in yaptığı kampanyalar ve internetin geçmişe nazaran oldukça ucuzlaması, daha da ucuzlayacak olması internet kullanıcı potansiyelini eni konu arttırıyor. Türkiye'deki kullanıcılar ne kadar internete giriş yapıp, internete alışırsa, o kadar internetten alışveriş kavramına alışacak.
İkincisi ise E-Ticaret adına alınan önlemlerin hem web tabanlı hem bankalar tarafından (kredi kartı, havale) arttırılması ve bu önlemlerin kullanıcıyı tatmin eder düzeye gelmesi. Bilindiği gibi kredi kartı numarası çalınması ve dolandırıcılık olayları geçmişte sıkça yaşanan bir problemdi. Ancak son yıllarda SSL sertifikası olan E-Ticaret sitelerinde siteden kaynaklanan kredi kartı numarası çalınma durumu hemen hemen imkansız hale geldi. (SSL, 128 bitte kodlanan şifreleme yöntemiyle kredi kartı numaralarının aktarımının yapılmasıdır.) Ayrıca bankalar da çıkardıkları sanal kredi kartı uygulamalarıyla, yalnızca bir seferlik oluşturulan kredi kartı numaraları ve şifreleriyle internetten alışveriş yapmak, geçmiş yıllara göre çok daha güvenilir hale geldi.
E-Ticaret'in Türkiye'deki gelişimiyle ilgili nispeten detaylı girişten sonra E-Ticaret denince akla gelen E-perakendecilik konusunda Türkiye'de neler yapıldı, bunu incelemek gerekir. HepsiBurada'yı önceki yazılarımda incelemiştim ancak genel olarak bu siteyi beğenmediğimi söyleyebilirim.
Idefix ise yıllardır sektörde yer alan, adı itibariyle ilgi çeken (genelde google'dan aratılıp ulaşılan) ancak müşterisini oldukça tatmin eden sitelerden birisi. Site genel olarak kitap, müzik ve cd-dvd üzerine yoğunlaşmış bir E-Ticaret modeline sahip ve kalite olarak gayet tatmin edici düzeyde. Ancak son aylarda yapılan değişiklikler bence idefix için pek de iyi olmadı. Öncelikle Ağustos ayından alınmış ve şimdiki screenshot'ları görelim (Ağustos ayı screenshot'ı Archive.org'dan alındığı için bazı görseller görülmüyor)


Köklü değişiklikler yapıldığını görüyoruz. Domain adresi de Ideefixe'den Idefix'e değiştirildi ancak ilginç şekilde www.idefix.com yazdığımızda adres çubuğunda Ideefixe'ye yönlendiriliyoruz. Logo ise idefix olarak değiştirilmiş. Olması gereken Ideefixe.com a girildiğinde Idefix'e yönlendirilmekti. Onun dışında, kesinlikle eski Idefix tasarımı çok daha şık, renkler canlı ve site user friendly di. Şimdi ise renkler mat, logo kötü. HepsiBurada'ya sağlam bir rakip olabileceğini düşündüğüm sitenin böylesine kötü tercihler yapması açıkçası beni üzdü. Umarım bu değişiklikler geçici olarak (Ideefixe->Idefix geçişi) yapılmıştır ve arka planda çok daha iyi bir Idefix bizi bekliyordur.

6 Mart 2008 Perşembe

Garanti Bankası ve E-Ticaret

Garanti Bankası, takdir edersiniz ki en yenilikçi banka olarak ön plana çıkıyor. Yaptıkları birbirinden güzel uygulamalar ve hizmetler sayesinde işimiz büyük oranda kolaylaşıyor. Kredi kartlarında, banka atm lerinde (paramatik), internet şubesinde yaptıkları hatrı sayılır yenilik ve geliştirmeler ile Garanti Bankası için Türkiye'nin en dinamik bankası diyebiliriz. Zaten rakamlar da bu savımı doğrular nitelikte.
Garanti Bankası bu genç ve dinamik görünümünü internette de gösteriyor. Bir banka olarak internette hep olması gereken yerde ve en erken oldu. Kullanıcılarına birçok alanda verdiği hizmetler bir yana, Garanti Bankası Garanti Pos ile E-Ticaret'i bizim için oldukça kolaylaştırdı.
Garanti Pos ve SSL sertifikası ile bir E-Ticaret sitesi en güvenilir şekilde satış yapabilir ve ödemelerini alabilir. Düşünüldüğünde internette yüzlerce web sitesi var ve kullanıcılar kaç tanesine ne kadar güveniyor, tartışılır. Ancak şu bir gerçek ki, kullanıcılar arkasında güçlü bir banka olan siteye her zaman daha çok güvenir. Garanti Bankası bu güveni haketmek için sanal pos kullanmak isteyen siteleri ince eleyip sık dokuyor ve en erken 1 hafta sonra siteye onay veriyor. Bu şekilde Garanti Pos kullanan bir sitenin düzgün çalıştığı ve yapılacak ödemenin güvenilir olduğu konusunda içimiz rahat olabilir.
Garanti Bankası, E-Ticaret yapmak isteyenler için oldukça faydalı bir site hazırlamış, adresi: http://eticaret.garanti.com.tr . Site, Altın Örümcek'te en iyi referans bilgi sitesi ödülü de almış. Gerçekten de ödülü hakedecek kadar güzel ve faydalı içerik mevcut sitede. "E-Ticaret yapmak istiyorum" diyenlere duyrulur.

1 Temmuz 2007 Pazar

Hosting nedir? Domain nedir? Nasıl seçilmelidir?

Hosting, web sitenizin dosyalarının, resimlerinin, videolarının barındırılmasıdır.Hosting alanı, server (sunucu) lar tarafından sağlanmaktadır. Server lar evimizdeki bilgisayarlardan çok daha güçlü makinelerdir. Bunun nedeni, server ların bizim internette açmaya çalıştığımız web sitelerine en yüksek verimde geri dönüş yapması gerekmesidir. Çeşitli hosting firmaları bünyelerinde bulundurduğu server lar ile müşterilerine 7/24 hizmet vermektedir. Domain ise kısaca internetteki alan adıdır. Domain için internet adresi, web adresi gibi tanımlamalar da kullanılmaktadır. Hurriyet.com, Eksisozluk.com gibi adresler domain dir. Domain ler yıllık ortalama $12-13 gibi ücretlerle alınabilmektedir. Ancak, akılda kalan domain ler önceden alındığı için bu domain ler sahipleri tarafından yüksek fiyatlara satılmaktadır. Örneğin, Me.com $500.000'a, Vodka.com 3 milyon dolara satılmıştır.Bu fiyatlar çok büyük gibi görünse de, internetin büyük bir iletişim mecrası haline geldiği günümüzde, yatırımın geri dönüşü (rate of return) kısa sürelerde gerçekleşmektedir. Türkiye'deki domain yatırımlarına en güzel örnekler Bebek.com ve İstanbul,Ankara,İzmir.net siteleridir. Bu sitelere de sahipleri 10 binlerde dolar ödemişlerdir.
Aslında bu durumu şöyle belirtebiliriz, domain i bir arsaya, hosting'i arsanın üzerindeki binaya benzetebiliriz. Arsa ne kadar işlek yerde olursa, adresi ne kadar akılda kalır olursa o arsaya gelen o kadar fazla olur. Ancak arsaya geleni iyi ağırlamak gerekir, bu açıdan binayı iyi inşa etmek gerekir. Bu şekilde hem merkezi, hem de kaliteli bir binaya sahip olursanız, internette tatmin edici rakamlar kazanmanıza hiçbir engel yoktur. Bu açılardan değerlendirildiğinde iki kavramın da (domain ve hosting) internette büyük önemi vardır.
Ancak markalaşmak da önemlidir. E-branding olarak adlandırdığımız internet ortamında markalaşmak tüm bu anlatılanlardan daha önemlidir. Çok akılda kalıcı bir domain iniz olabilir ancak sitenizi iyi inşa edemez iseniz, iyi pazarlayamazsanız, bir marka haline getiremezseniz, domaininiz hiç bir anlam ifade etmeyecektir. Diğer yandan, çok akılda kalan bir domaininiz olmasa da siz siteniz üzerinden yapmak istediğinizi tam anlamıyla ve verimli bir şekilde hayata geçirirseniz, iyi pazarlarsanız yine çok iyi işler başarabilirsiniz. Bu tarz bir girişime de güzel bir örnek olarak Ideefixe.com u gösterebiliriz. Çok akılda kalıcı bir domain olmamasına rağmen gayet verimli çalışan bir e-ticaret sitesi olarak sektörde iş yapmaktadır.
Web sitesi kurup, yayınlamadan önce bu kavramları iyi bilmek, iyi araştırmak gerekir. Tüm bu ayrıntıları bir bütün olarak ele alıp, çözümlemek internette iyi para kazanan bir E-ticaret sitesi kurmak için şarttır.

3 Mayıs 2007 Perşembe

İnternette E-Ticaret yapmak?

E-Ticaret deyince aklımıza doğal olarak hep internet üzerinden satış gelmekte. Ancak E-Ticaret tüm elektronik ortamlar üzerinden yapılan ticareti kapsamaktadır. Yine de, günümüzde ticaret yapmaya en uygun elektronik ortam internettir. Özellikle de Türkiye'de hızla artan ADSL kullanıcı sayısı, bu konuya insanların ilgisini çekmektedir. Peki ya E-Ticaret nasıl yapılmalıdır? Nelere dikkat edilmelidir?
Öncelikle şu nokta gözden kaçmamalıdır, E-Ticaret yapmak sanıldığı gibi kolay değildir. E-Ticaret sitesi detaylı olarak tasarlanmalı, anahtar noktalara özen gösterilmelidir. Günümüzde başarılı E-Ticaret sitelerine baktığımızda ortak yön olarak yüksek verimliliği gösterebiliriz. Yüksek verimlilikten kastımız, yapılan işin eksiksiz ve müşterinin istediği şekilde yerine getirilmesidir. Örneğin, HepsiBurada.com şu an itibariyle aldığı siparişlerin %90'ına yakınını vaad ettiği teslim süresinde müşterisine ulaştırmaktadır. Zaman zaman aksamalar olsa da bu genellikle kurye şirketlerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim, eBay'in ve Amazon.com'un bu konudaki başarıları belki de onları bu denli ön plana çıkarmaktadır. Tabi ki herşeyden önce, yaratıcı bir fikir bulmak şart. Herkesin yaptığını yapmak, biraz amerikayı yeniden keşfetmeye benzer. Bunun yerine, olanı geliştirmek veya olmayanı bulmak çok daha faydalı olacaktır sizin açınızdan. Yatırımınızın geri dönüşü daha hızlı ve yüksek oranlarda olacaktır. HemenAl.com'un bünyesinde hizmet veren, PetBurada.com bu konuya güzel bir örnek olarak gösterilebilir. Site kısa sürede masrafını çıkarmış ve kâra geçmiş. Bu siteyi yapmak çok zor değil, ama düşünmek belki de çok zor.
Bazen önümüzdeki E-Ticaret fırsatlarını göremeyebiliriz. Aslında bize göz kırpan bu fırsatlar, başkalarına büyük paralar kazandırmaya başlayabilir. YemekSepeti.com fikri belki de Türkiye'de birçok kişinin aklına gelmiştir ancak Nevzat Bey ve arkadaşları hayata geçirebildiler. Onlar gözlerinin önündeki fırsatı gördüler ve nakite çevirdiler. Burada yine yüksek verimliliğin altını çizmek lazım. Nitekim Nevzat Bey ve ortakları YemekSepeti.com'da çok iyi bir sistem oturtmuş durumdalar. Memnun kalınmayan restoranlar ile ilişkinin kesilmesine kadar giden sıkı politikaları var. Bu ve buna benzer müşteri odaklı stratejiler başarının kilit noktalarından birisidir. Özellikle günümüz web trendi Web 2.0, her zaman ziyaretçinin memnun kalması, önemsenmesi konusunda kurallar koymuştur. Herşey ziyaretçinin istediği gibi tasarlamalı, onların menfaati düşünülerek işlemelidir.
Fikrimizi de bulduk, verimli çalışma konusunda da azimliyiz, peki şimdi ne yapmalıyız? Kod bilmemiz gerekiyor mu? Açıkçası iyi işleyen bir E-Ticaret sitesi yapabilmek için sıfırdan başlayan birisinin kodlamaya yıllarını vermesi şart. Bu açıdan bakacak olursak, kodlama öğreneyim de E-Ticaret sitesi kurayım fikri düşünülmemelidir. Ancak kodlamaya en azından neler yapılabileceği konusunda fikir vermesi açısından biraz aşina olunması, kanımca çok faydalı olacaktır. Sitenizi bir webmaster'a makul ücretlerle yapabileceğiniz gibi, HemenAl.com gibi hazır E-Ticaret hizmeti sunan portallar ile kurabilirsiniz. Fikriniz, ne kadar kaliteliyse ve uygulanabilirse bu masrafları çıkarmanız o kadar kolay olacaktır. Sitenizi de kurduktan sonra, tüm iş sistemi tümüyle oturtmaya kalıyor. Bu, E-Ticaret yapmanın en zor kısmıdır. İnsanlara kusursuz hizmet vermek istiyorsanız, tüm süreçleri, adımları ilmik ilmik dokumanız gerekmektedir. Aksi takdirde, memnuniyetsiz müşteriler E-Ticaret hayatınızı sonlandırabilir. Tümüyle müşteri odaklı olarak, onları düşünerek hazırlayacağız ürün arama, alışveriş, ödeme, teslimat, satış sonrası hizmet gibi süreçler, size rekabetçi avantaj sağlayacaktır. Bu süreçler, eğer gerçekten verimli çalışıyor ise, siteniz için başarılı diyebilirsiniz. Sitenizin çok başarılı olması için ise kâr etmesi şarttır. Bu da, tedarikçilerinizden alacağınız ürünün maliyeti ile, müşterilerin ödemeye razı olacağı miktar arasındaki dengenin kurulmasıyla sağlanacaktır. Müşteriye sunduğunuz fiyat, makul, piyasada sıkça göremeyeceği bir fiyat olmalıdır ki sizi tercih etsin. Şimdilik E-Ticaret ajandasından bu kadar. Umarım faydalı olmuştur. Konuyla ilgili sorularınız olursa, memnuniyetle cevaplayabilirim.

5 Mart 2007 Pazartesi

HemenAl.com

Biliyorsunuz ki, aklınızdaki e-ticaret işi çok tutacak, biliyorsunuz ki bu iş size iyi paralar kazandıracak, ancak yine biliyorsunuz ki, sizin bu siteyi yapacak bir altyapınız, bilgi birikiminiz yok. İşte ilaç, HemenAl.com.

HemenAl.com size tüm e-ticaret altyapısını sağlıyor. Size tam teşekküllü, tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek bir e-ticaret sitesi veriyor. Bunun yanı sıra, hosting ve domain hizmeti de sunuyor. Siz kendi istediğiniz gibi sitenin tasarımını değiştirebiliyorsunuz, resimler ekleyebiliyorsunuz, vs. Hepsiburada.com’un tüm imkanlarını sitenizde, müşterilerinize sunabiliyorsunuz. HemenAl.com 1998 yılıda kuruldu. Şirket yaklaşık 1999-2000’den itibaren e-ticaret çalışamalarına devam ediyor. HemenAl.com 300’ün üzerinde şirkete hizmet veriyor. Bir örnek ile devam edelim; PetBurada.com.

Kedi, köpek, balık gibi evcil hayvanlara yönelik ürünler satan PetBurada.com 28 Aralık’ta ilk satışını yaptı. Site, Mart ayının başı itibariyle 150 milyon $’lık ciroya ulaştı.Gerçekten oldukça etkileyici bir başarı.
HemenAl.com müşterilerinin istekleri doğrultusunda, sitenin yapısında değişiklikler de yapıyor. Yeni trendleri takip ediyor, Türkiye’de halihazırda bulunan e-ticaret sitelerini inceliyor, kendi sisteminde iyileştirmeler yapıyor.

Fikriniz geldiyse, HemenAl.com aklınızda bulunsun..