facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2009 Pazar

Bing'e Facebook Desteği

Bing, bilindiği gibi Microsoft'un son arama motoru hamlesi. Ancak diğer denemelerinin aksine, bu sefer biraz kıpırdanma var sanki. Gelişmeler diğer çabalarının aksine olumlu yönde ilerliyor. Microsoft'un Facebook hamlesinden sonra, özellikle internette kendine sağlam bir yer edinme gayretinin en önemli parçası olarak görülen Bing, comScore'un Temmuz 2009 Amerika'daki arama motoru pazarına ilişkin raporunda gösterdiği gelişimi tescillemiş durumda. Bir önceki aya göre diğer arama motorlarına kıyasla pozitif büyüme kaydeden Bing'i (ya da genel olarak Microsoft'u) destekleyen önemli bir güç var; Facebook.com.
Facebook, geçtiğimiz dönemde arama algoritmasının değiştiğini ve daha verimli olduğunu duyurmuştu. Özellikle her kategori için ayrı ayrı listeleme mantıklı olmuş. Önceden hatırlayacağınız gibi herhangi bir arama yapıldığında önce kişiler, sonra fan page ler, en son gruplar sıralanıyordu ve eğer bir üst hiyerarşideki sonuçlar fazlaysa bir alttaki hiyerarşi grubundan arama sonuçlarının görünmesi oldukça güç hale geliyordu.
Bu kategorilerin en altına bir de Bing sonuçları eklenmiş. Messi diye aradığınızda en altta çıkan şu ekranın sonuçları Bing'den geliyor;Bu da Facebook'un arama konusunda Bing'e verdiği desteği gösteriyor. Sadece Microsoft'un elinde bulundurduğu küçük Facebook hissesi böyle bir desteğin kapısını açmaya yetmiş midir, bilinmez. Ancak bu desteğin hatrı sayılır bir etkisinin olacağını düşünüyorum.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Yok mu Google'a bir rakip?

Google, kendisini internet dünyasının en tepesine koyup, yerini sağlamlaştırdığından beri doğal olarak onu yerinden etmek isteyen de çok oldu. Yahoo ve Microsoft ikilisi adaylardan en güçlüleri gibi ön plana çıksalar da, benim gözümde Facebook, yaptıklarıyla ve vizyonuyla Google'a rakip olabilecek tek şirket.
Dünyanın en popüler siteleri sıralamasında Alexa'ya bir göz atalım;

1.Google
2.Yahoo
3.Facebook
4.Youtube
5.Windows Live
6.Wikipedia
7.Blogger
8.Microsoft Network (MSN)
9.Yahoo Japonya
10.Baidu

İlk 10 sitenin 3'ü farklı Google siteleri. Farklı diyorum, çünkü listede farkettiyseniz, Yahoo ve Yahoo'nun Japonya sitesi, Windows Live ve MSN gibi yapı olarak çok da farklı olmayan siteler var. Ancak Google, arama motoruyla, video sitesiyle (youtube) ve blog sitesiyle (blogger) ilk 10'da yerini korumuş. Kısacası, Google üç farklı alandaki üç farklı siteyle ilk 10'da iken, Yahoo ve Microsoft kendi başlarına kalmışlar.
Facebook, görüldüğü gibi üçüncü. Facebook'un Yahoo'yu yerinden edeceği günler de gelecek.
Yahoo, bir içerik ve e-mail sitesi olarak uzun yıllar milyonlarca kişinin internetteki ilk adresi oldu. Ancak içerik trendi değişti, e-mail adresi alternatifleri arttı. Hatırlayalım, Gmail çıkıp, her e-mail adresine 2 gb'lık kota verdiğinde, Yahoo bizi 100 mb'a hapsetmişti. Gmail şu anda Microsoft'un e-mail servisleriyle birlikte Yahoo'nun en büyük rakibi ve Yahoo'nun bu konudaki liderliğinin çok uzun sürmeyeceği kanaatindeyim.
Microsoft, Windows ve Office ile elde ettiği monopolün tadını yıllarca çıkardı ancak zamanla durum değişti. Önce Windows'a karşı Linux gibi ücretsiz ve açık kaynak kodlu işletim sistemleri ortaya çıktı, sonra Office'e karşı Google ücretsiz Speadsheets'i yayınladı. Google, önümüzdeki yıllarda Chrome OS'yi yayınladığında artık Microsoft için bazı şeyler köklü olarak değişmeye başlamış olacak. Microsoft'un bu iki kalesinin yanında başarılı ürün ve hizmetleri var tabi, hakkını yemeyelim. Sıkı bir play station kullanıcısı olmama rağmen, okuduğum yorumlarda ve tecrübe eden arkadaşlarım tarafından XBOX'ın fiyat&performans açısından en iyi konsol olduğu söyleniyor. MSN de şu anda dünyada en çok kullanılan anlık mesajlaşma programlarından birisi.
Temmuz 2008 rakamlarına göre dünyanın hangi bölgelerinde hangi anlık mesajlaşma programının kullanıldığı istatistiğini görebilirsiniz.

MSN dışında, özellikle Windows 7'nin performansı son aylarda sıkça konuşuluyor. Önceki versiyonların aksine RAM'den çok az kullanarak hızlı açılan, üzerinde birçok programın rahatça kullanılmasına imkan veren bir Window yaratılmış. Beta haliyle bile kullanıcıları fazlasıyla tatmin etmiş görünüyor.
Microsoft ve Yahoo'nun en büyük problemi, hala vizyonlarının ve dinamizmlerinin Google ve Facebook'la yarışamayacak kadar geride olması. Microsoft, hizmetlerinin kalitesini yükselttiği gibi fiyatlarını da düşürmek zorunda. Aksi takdirde kullanıcıların diğer hizmetlere yönelmesi an meselesi. Yahoo, e-mail hizmetiyle oluşturduğu kitlesini daha iyi yönetmeli ve farklı açılımlarla (social networking, video, resim, blog vs. vs.) yerini kuvvetlendirmeli. Sadece e-mail ile, platform içeriği ile başarının sürdürülebilir olacağına inanmıyorum açıkçası. Facebook, yaptığı son hamlelerle ne kadar vizyonlu olduğunu çoktan ispatladı. Rusya pazarına girmek için aldığı yatırım, anlık arama ve durum paylaşımı konusunda en iyi hizmetlerden birisi olan FriendFeed'i alarak ileride bu konunun daha çok önem kazanacağına olan inancı, kurduğu ekibi ve yaptıklarıyla Google'ın en sağlam rakibi olarak görünüyor. Hangi rakip geleceği daha iyi görürse ve ona göre doğru hamleleri yaparsa, o biraz daha Google'a yaklaşır. Aksi takdirde, uzun yıllar kimse Google'ın yanına bile yaklaşamaz.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Facebook, FriendFeed'i satın aldı

Haberi Techcrunch yayınladı. Henüz rakam açıklanmadı. Detayları buradan okuyabilirsiniz.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Facebook'ta bir zeka oyunu, Brain Buddies

İnternet kullanıcılarının Facebook'ta daha fazla vakit geçirmeye başlamasıyla oluşan ve büyüyen Facebook oyun pazarında Flash animasyonları kullanılarak çok başarılı oyunlar piyasaya sürülüyor. Bu oyunlardan Türkiye'de üretilmiş başarılı bir örnek olarak Sinefil'den de daha önceki yazılarımda bahsetmiştim.
Facebook'taki bu oyunların en güzel yanlarından birisi arkadaşlarınızla rekabet edebilmeniz. Oyun konsollarıyla veya bilgisayarda oynadığınız multiplayer oyunlarla aldığınız rekabet keyfini artık en çok ziyaret edilen sosyal ağ sitesinde de alabiliyorsunuz.
Başarılı oyun örneklerinden birisi olarak Brain Buddies'i de gösterebiliriz. Oyunun amacı zeka ölçmek gibi görünse de, asıl amaç eğlenmek. Oyun 4 bölümden oluşuyor; Hafıza (Memory), Mantık (Logic), Hesaplama (Calculation) ve Görsel (Visual). Her kısımda farklı oyunlar var. Siz oyunu oynamaya başladığınızda her bölümde rasgele bir oyun size denk geliyor ve onu oynuyorsunuz. Dört bölümden aldığınız puanlar toplanıyor ve "beyninizin ağırlığı" ölçülüyor. Tamamen eğlence amaçlı yapılmış bu Flash animasyonu tabanlı oyun sayesinde Facebook'taki arkadaşlarınızla keyifli bir rekabet içine girebilirsiniz.
Oyunu yapan şirketin adı Wooga (World of gaming). Ocak 2009'da kurulan şirketin merkezi Berlin'de. Şirket birçok pazara yöneldiği gibi Türkiye pazarıyla da özel olarak ilgileniyor. Comscore'un Şubat 2009 itibariyle yayınladığı rapora göre Avrupa'da en çok Facebook kullanıcısının olduğu ülkeler arasında üçüncü olduğumuz düşünüldüğünde Facebook oyun üreticilerinin Türkiye'yi gözden kaçırmak istememeleri normal karşılanabilir.

13 Haziran 2009 Cumartesi

Facebook'ta kullanıcı adı ve kişiye özel URL dönemi

Facebook profiliniz için bir link vermeyi denediniz mi daha önce bilmiyorum. Ben birkaç kez denemiştim ve gerçekten çok zor bir süreçti. Kendi adımı soyadımı aradığımda çıkan aynı isimli veya benzer isimli kişilerden kendimi bulmak ve bulduğum uzunca linki arkadaşıma göndermek gerçekten uğraştırıcı bir işti. Facebook hem bunun önüne geçmek, hem de kişilere gerçek anlamda birer Facebook kimliği kazandırabilmek adına facebook.com/kullanıcıadı uygulamasını başlattı. Uygulamayı başlatmadan önce profillerin ana sayfasında duyuru yaptı ve www.facebook.com/username linkine bir geri sayım sayacı koydu. Bu sayaç bu sabah itibariyle 00.00.00 ı buldu ve dünya üzerindeki milyonlarca Facebook kullanıcısı istediği kullanıcı adını başka birisi kapmadan almaya çalıştı.
Kendi ismimi almak için ben de bu süreyi takip ediyordum ancak demek ki fazla azimli değilmişim konuyla ilgili. Bu sabah olduğunu unutmuşum ve uyandığımda süreç başlamış, herkes kullanıcı adlarını kapışmaya başlamıştı bile. facebook.com/mert i almayı düşündüm ancak 5 harften kısa adlara izin verilmiyormuş. Ben de facebook.com/mertcanli yı aldım.
Bu noktada en can sıkıcı durum, aynı ad ve soyada sahip kişilerden sadece birinin bu adı ve soyadını kullanabilecek olması. Ad&soyad ikilisi dışında alınacak kullanıcı adları için yarış halen devam ediyor. İstedikleri kullanıcı adını almak isteyen insanlar, ellerini çabuk tutmak zorundalar çünkü 200 milyondan fazla üyesi olan Facebook'ta bunu gerçekleştirmek zaman geçtikçe zorlaşıyor.
Birkaç farklı noktaya da değinmem gerekiyor. Facebook, bu uygulamasıyla Myspace.com'un yaptığını yaparak kişiye özel bir URL oluşturma imkanı verdi. Böylelikle, Myspace'in yapıdan uzak, herşeye izin veren karmaşık sayfalarından ziyade, düzenli bir yapıda bir Facebook adresi edinmemiz MySpace'e karşı Facebook'un gücünü perçinlemesini sağlayacaktır. Ancak sırf belli kullanıcı adlarını alabilme adına fake hesaplar açılması da çok muhtemel. Gerçi Facebook bunu da düşünüp 9 Haziran'dan sonra açılan hesaplar için kullanıcı adı alınmasını yasaklamış durumda, bir müddet sonra herkese açık hale gelecek tabi. (Sanıyorum bu uygulamanın duyurusu 9 Haziran'da yapıldığı için bu tarih belirlendi). Ayrıca bu yeni uygulamanın teknik faydaları konusunda biraz haberdar olan kimseler, Facebook.com/kullanıcıadı linki ile Google'da öncelikli olarak indexleneceklerinin farkındalar ve sırf bu yüzden belki de önemli kişilerin ad ve soyadları, markalar ve diğer tüm önemli kelimeler bu kişiler tarafından alınmaya çalışılıyor.
Kısacası bence güzel bir uygulama oldu ve bu güzel uygulamanın yansımalarını bir süre sonra daha net bir şekilde gözlemleme fırsatımız olacak. Bakalım Facebook'a nasıl bir etki yaratacak.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Facebook'un %1.96'sı 200 milyon dolar

Facebook'un ilk ortağı hatırlarsak Microsoft olmuştu. Microsoft'un yatırımıyla piyasa değeri 15 milyar dolar civarında düşünülen Facebook, bugünlerde bünyesine dahil ettiği Rus şirketine hisselerinin %1.96'sını 200 milyon dolara sattı ve piyasa değerinin şu anda 10 milyar dolar civarında olduğu düşünülüyor.
Bu durum Mark Zuckerberg'in pek umrunda değil aslında çünkü Zuckerberg bu yatırımın maddi gelir amaçlı olmadığını vurguluyor ve yatırımın daha stratejik bir öneme sahip olduğundan bahsediyor. Techcrunch'ın kurucusu Michael Arrington'ın yatırımcı Rus şirketi Digital Sky Technologies'ın kurucu ve CEO'su Yuri Milner ve Facebook kurucu CEO'su Mark Zuckerberg ile yaptığı röportajda, Milner sosyal ağlara olan güvenlerinden bahsetti ve bu doğrultuda Facebook'a yatırım yapmak istediklerini belirtti. Zuckerberg ise birçok şirketin yatırımcı olmak için kendileriyle temasa geçtiğini ancak Digital Sky Technologies'in bu noktada kendileri için doğru tercih olduğunu söyledi.
Röportajdan anladığım kadarıyla Facebook ne yaptığını çok iyi biliyor. Rusya ve diğer slav ülkelerinde Facebook çok popüler değil. Kendi yerel sosyal ağlarını çok yoğun olarak kullanıyor Rusya halkı çünkü halkın büyük çoğunluğu ingilizce bilmiyor. Yuri'ye röportajda yönetilen "Facebook'u kullanıyor musunuz" sorusuna, "evet hesabım var ama çok yoğun olarak kullanmıyorum, daha çok yerel sosyal ağları kullanıyorum" şeklinde verdiği cevap aslında çok açık bir şekilde Facebook'un bu hamlesinin 200 milyon dolardan çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. Facebook'un amacı hem bu yatırımla PR yaparak, özellikle rus medyasında sesini duyurarak yerel rakiplerine karşı bir adım göne geçmek hem de Rus ortağıyla kuracağı yakın işbirliği ile Rusya pazarı için doğru stratejileri izlemek (ki bu şirketin Rusya'da birçok yerel sosyal ağda ortaklığı var).
Rusya'ya benzer özellikte ve Facebook için büyük potansiyel teşkil eden bir bölge daha var aslında. O da Asya pazarı. Genel olarak asyalılar da kendi yerel sosyal ağlarını kullanıyorlar ve Facebook yakın gelecekte bu pazara da sıkı bir şekilde giriş yapabilmek adına yeni stratejiler geliştirirse şaşırmayalım.

Techcrunch kurucusu Michael Arrington'ın Yuri Milner ve Mark Zuckerberg ile yaptığı söyleşinin videosu; (video ingilizce ve sesi biraz düşük seviyede, hoparlörünüzün sesini açmanız gerekebilir)

7 Mart 2009 Cumartesi

İnternet kimliği olarak Facebook

İnternette, birçok web sitesi üyelik formlarıyla yeni üye çekmeye çalışırken, çoğu potansiyel kullanıcı sadece bu formlarla ve e-mail adresine gönderilen onay linkleriyle uğraşmak istemediği için üye olmak istemiyor. Durum böyle olunca kullanıcı profili formların oluşturduğu gereksiz süreç sebebiyle negatif yönde etkileniyor. Kaldı ki, diğer açıdan bakacak olursak, üyelik formlarında verilen bilgilerin büyük kısmının yanlış veya eksik bilgi olduğunu, hiç kullanılmayan e-mail adresleriyle üye olunduğunu hepimiz biliyoruz. Sonuçta verilecek e-mail adresinin, spam çöplüğüne dönüşme olasılığı kullanıcıları bu tarz bir yaklaşıma yönlendiriyor.
Facebook, bu açığı çok iyi gözlemlemiş olacak ki, hem kendisine hem webmaster lara hem de kullanıcılara müthiş fayda sağlayacağını düşündüğüm Facebook Connect'i hayata geçirdi.
Facebook Connect Nedir?
Facebook Connect, Facebook hesabınızla bu hizmeti altyapısına entegre etmiş web sitelerine giriş yapabilmeyi mümkün kılan bir Facebook hizmetidir. Böylelikle, herşeyden önce webmaster lar, üyelik formlarıyla ve bunların yönetimiyle uğraşmak zorunda kalmayacaklar. Kullanıcılar, siteye üye olma prosedürünü çoktan atlamış olacak ve doğrudan siteye Facebook hesaplarıyla giriş yapabilecekler. Facebook için ise durum çok daha önemli çünkü Facebook bu uygulamayı yayabilirse internet dünyasındaki kimliğimiz haline gelebilir. Böylelikle, biz Facebook'suz, Facebook bizsiz yapamayacak hale gelecek.
Akla birçok soru gelebilir. Aradaki bağlantı ne kadar güvenilir? Site Facebook hesabımla ilgili ne kadar bilgiye ulaşabilir? Site Facebook hesabımdaki kullanıcı adı ve şifreyi alabilir mi, sistem yeterince güvenli mi? Bu ve birçok sorunun cevabı aslında burada anlatılmış (ingilizce). Sistem şu anda tümüyle ingilizce olarak sunuluyor ama yapılan açıklamada sistemin bu haliyle başarılı uygulanır hale gelmesinden sonra uluslararası olarak da hizmete gireceği vurgulanıyor.
Daha önce birkaç web sitesi projesi yürüttüğüm, hali hazırda bir proje üzerinde yoğun olarak çalıştığım için şunu söyleyebilirim ki, bu hizmet birçok websitesinin işini çok kolaylaştıracak. Kullanıcılar gerçek kimlikleriyle sitede bulunacağı için kullanıcıların oluşturacağı içerik çok daha kaliteli olacaktır. Ancak bu uygulama ile web sitesinin kullanıcıyla ilgili ne kadar bilgi edinebileceği ise soru işareti. Bilindiği gibi bazı web siteleri için veritabanı ve kullanıcı bilgileri en önemli varlık haline geldi günümüzde.
Sonuç olarak Facebook Connect'in incelenesi, üzerinde düşünülesi güzel bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Bir göz atmaya değer.

Konuyla ilgili;
http://wiki.developers.facebook.com/index.php/Facebook_Connect

8 Ocak 2009 Perşembe

Facebook, Youtube'a rakip olabilir mi?

Web 2.0'ın ilk temsilcilerinden görülen Youtube, bildiğimiz gibi video tabanlı içerik sitesi olarak yayın hayatına başladı ve yıllardır süren bu yayın hayatı boyunca çok kez gündeme geldi (özellikle Türkiye'de) ve kısa sürede popüler olarak en çok ziyaret edilen siteler arasına girdi. Web 2.0'dan bahsederken, customer created content'i (kullanıcı tarafından yaratılan içerik) sürekli vurguladık ve bu trendin web 2.0'ın temelini oluşturduğunu söyledik. Ancak bu durumun da sakıncaları var tabi ki. Örneğin, aynı videonun birçok kişi tarafından yüklenmesi, ve bu durumun kontrolünün çok zor olması, customer created content in en sıkıntılı yanlarından birisi. Bir diğer sıkıntı ise, yorumların kontrol edilmeden yayınlanması. Her ne kadar videonun sahibi, yorum ekleme kısmını kaldırabilme imkanına sahip olsa da, yoruma açılan videoların altında (video ne kadar alakasız olsa da) ne kavgalar, ne küfürleşmeler olduğunu hepimiz zaman zaman gözlemlemişizdir. Diğer sıkıntı, üyelerin bilgilerinin doğruluğu ile ilgili. Üyelik ve rumuz kullanılan sitelerde, büyük oranda verilen bilgiler doğru değildir. Kişiler, sırf üye olmak için, uğraşmak istemediğinden veya gerçek kimliğini paylaşmak istediğinden olabilir, çok farklı bir profil yaratabilir, hatta profilinde herhangi bir bilgi de vermeyebilir. Bu anlamda, Youtube'un kullanıcılar hakkında elinde tuttuğu bilgilerin doğruluğu sorgulanabilir.
Facebook ise, yukarıda bahsettiğim konular açısıdan avantajlı. Facebook hesabı olan kişilerin çok büyük bir kısmının gerçek kimliği ile sitede var olması, rumuz yerine ad&soyadını kullanması, Facebook'u bir "üye çöplüğü"nden kullanıcı bazlı kaliteli bir veri ambarına dönüştürüyor. Kullanıcıları, kolaylıkla, demografik özelliklerine göre ayırt edebilir, site içindeki aksiyonlarını bu verilerle ilişkilendirebilir Facebook.
Geçtiğimiz günlerde, Facebook'taki arkadaş listemden bir kişinin profiline gönderdiği bir videoyu izledikten sonra, videonun altında yazılan yorumlar dikkatimi çekti. Uzun bir liste halinde videoyu izleyen kişilerin yorumları bulunuyordu ve kesinlikle Youtube'daki yorumlardan daha seviyeliydi. Sonra farkettim ki, Facebook'ta video ekleyerek veya olan videoyu "Post your Profile (Profiline gönder)" yaparak arkadaşlarla paylaşmak, video paylaşmak adına oldukça güzel bir yöntem. Youtube'un (ve diğer bazı uluslararası video içerik sitesinin) Türkiye'de yasaklanmasının ardından Facebook, güzel bir alternatif olarak göründü gözüme. Ancak Facebook, bu konuda pek ısrarcı değilmiş gibi bir izlenim edindim. Video uygulamasının sıradan bir uygulamadan ziyade, ayrı bir strateji olarak Facebook tarafından kabul edilmesi gerekiyor bence. Bu şekilde, özellikle kullanıcılarını sitede tutabilen Facebook, video konusunda vereceği hizmet ile Youtube ziyaretçilerini de bünyesinde toplayabilecek. Özellikle, video yükleme konusundaki kolaylık, tüm videoların decode edilerek yayınlanması (videoyu yüklemeden önce herhangi bir format değişikliği gerektirmemesi) en güzel özellikleri Facebook video uygulamasının. Bu özellikler Youtube da tabi ki var ancak Youtube'da olmayan Facebook'ta olan çok daha büyük bir hazine var ve Facebook bunu değerlendirirse, Youtube'un sahip olduğu pastadan hatrı sayılır bir pay alabilir.

16 Aralık 2008 Salı

Facebook ekonomisi

Facebook ilgili yazdığım bir yazımda en beğendiğim Facebook uygulamalarından olan Blog Networks'ten bahsetmiş, o dönemde bu uygulamanın Adsense kullanarak gelir elde edebilmesinden duyduğum memnuniyeti dile getirmiştim.
Geçtiğimiz günlerde Blog Networks'un sayfasında gördüğüm bazı yenilikler beni hayrete düşürdü. Artık Adsense reklamlarının yanı sıra, Blog Networks'e reklam verebiliyor, hatta blogumuz için yazar duyurusu yapabiliyoruz. Tabi bu işlemlerin hepsi belli bir ücret karşılığında yapılıyor. Blog Networks, 250.000'den fazla aktif kullanıcısı olduğunu ileri sürüyor, ki bu rakamın abartı olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Bu uygulamayı diğerlerinden ayıran özellikler, aslında çok düzgün çalışması (bug olmaması), kolay kullanılabilmesi ve işlevselliği. Bir blog sahibi olarak oldukça severek kullanıyorum. Blogumun sağ sütununun alt kısmında ise Blog Networks'un linkini de bulabilirsiniz.
Facebook'a kayıt olduğum ilk günlerden bugüne kadar gelen uygulama davetlerinden bazılarını kabul etmiş ve uygulamaların kiminin çalışmadığını, kiminin işlevsellikten yoksun olduğunu görünce bu davetlere katılım göstermemeye karar vermiştim. Bazı uygulamaları profilimden kaldıramadığımı bile söylemeliyim. Durum böyle olunca, aslında Facebook uygulaması yazmanın ve yönetmenin en azından ayrı bir web sitesi yazmak yönetmek kadar zor olduğu anlaşılmalıdır. Blog Networks, oldukça iyi yazdıkları bu uygulamayı iyi yönetmeyi de bildi, hatta ciddi bir gelir kapısı oluşturduklarını da görüyoruz. Bu ve benzeri, insanların sıkça kullanacağı, kullanıcı dostu, iyi kodlanmış uygulamaların Facebook üzerinden çok ciddi meblalar kazandırdığı da biliniyor. Facebook, tek başına artık ayrı bir dünya oldu diyebiliriz. İnsanların yoğun olarak vakit geçirdiği bu mecra, sadece sahibine değil, 3. partileri de memnun ediyor. Son olarak tekrarlayalım; Facebook'tan uygulama yazarak para kazanmak için unutulmaması gereken üç önemli nokta; iyi kodlama(sorunsuz çalışabilmesi için), işlevsellik (insanların düzenli olarak kullanabilmesi için) ve kolay kullanım (insanların rahatça kullanıp, sıkılmaması için; belki bu maddeye tasarım da eklemeliyiz).

16 Kasım 2008 Pazar

Microsoft ve İnternet

Microsoft bildiğimiz gibi Windows serisinin üreten, dünyadaki bilgisayarların büyük bir kısmında hüküm süren pencereleri yaratan şirket. Windows dışında dos, linux, unix, MAC OS gibi işletim sistemleri olsa da en yaygın olarak kullanılanı Windows ve Windows'un son sürümü hepimizin bildiği gibi Vista. Vista geçtiğimiz senelerde çıkmış olmasına rağmen henüz istenilen performansa ulaşamadığından olsa gerek, bu sürede yeni bilgisayar almamış herkesin bilgisayarında hala XP kurulu ancak yeni bilgisayarlar artık sadece Vista uyumlu geliyor.
Microsoft, kurulduğu yıllardan bugüne kadar sadece Windows ile ilgilenmedi. Office'i üretti ve Word,Excel ve Powerpoint birer efsaneye dönüştü. Özellikle de Excel'in marifetleri saymakla bitmez sanıyorum. Onun dışında bize online tarafta da ürünler sunmaya devam etti Microsoft. Live Search ve MSN Messenger Microsoft'un online mecrada en çok kullandığımız iki ürünü olarak ön plana çıkıyor.
Heyhat, Microsoft'un bu gelişimi, bilişim dünyasının genel gelişimine pek ayak uyduramadı. Yahoo çıktı, Google çıktı ve son yıllarda Facebook kendini gösterdi (her ne kadar Microsoft, sitenin ufak bir hissesine sahip olsa da). Yahoo çıktı en iyi e-mail hizmetini vereceğini duyurdu, Microsoft Hotmail ile cevap vermeye çalıştı. Google çıktı en iyi arama sonuçlarını vereceğini duyurdu, Microsoft Live Search ile cevap vermeye çalıştı. Facebook dünyanın en geniş sosyal ağı olacağını gösterdi, Microsoft önce sitenin hisselerinin bir kısmını satın aldı, şimdi de bu haberde öğrendiğimiz üzere Windows Live'i bir sosyal ağa dönüştürmeye çalışacak.
İşletme Mühendisliğinde okuduğum yıllarda bize öğretilenlerin başında "geleceği görebilmek" geliyordu. Geleceği görebilen yönetici, fırsatları değerlendirebilir, tehditleri bertaraf edebilir. Tıpkı Turkcell'in internetin gelişimini görerek aksiyon alması, tıpkı Google'ın mobil dünyadaki gelişimi görerek ve Apple'ın iPhone ile elinde toplayacağı gücü farkederek kendisinin de bir telefon üretmesi ve mobil işletim sistemi çıkarması gibi. Ancak Microsoft geleceği sanıyorum Windows'tan sonra bir türlü göremedi. E-mail hizmetinde, arama motorunda, sosyal ağlarda..Nedense offline mecranın bileği bükülmez devi, online mecrada hep en iyi ikinci olabildi en fazla. Bunun nedeninin Microsoft'un kendi bünyesinde internete bu süreçte daha az önem verdiği mi, yoksa kendisine fazla güvendiği mi bilmiyorum ama Yahoo'yu almak için verdikleri uzun mücadele aslında internetin öneminin geç de olsa farkına vardıklarını gösteriyor.
Microsoft, bence, hali hazırdaki teknolojiler ve markalar ile ilgilenmekten ziyade, kısa ve orta vadede trendin nasıl şekilleneceğini öngörebilirse, elindeki (windows, office, msn messenger ile yarattığı) hatrı sayılır gücü kullanarak internet dünyasında da adını sağlamlaştırabilir, diğer hiçbir sitenin yönetim kurulunun 45 milyar dolarlık teklifini kabul etmesini beklemeden.

19 Eylül 2008 Cuma

Yeni Facebook artık yayında

Uzun süredir, Facebook'a girdiğimizde en üst kısımda bir çubuk beliriyor, bizi yeni Facebook tasarımıyla tanışmaya davet eden bir link yer alıyordu. Ancak yeni tasarımı görenler, pek o linke tıklamak istemiyordu ve belki de istemedikleri, beğenmedikleri yeni tasarım hiç rağbet görmeyince Zuckerberg vazgeçerdi kim bilir.
Tabi bunu söylerken genel kanıdan bahsediyorum. Aranızdan yeni tasarımı beğenenler olabilir ancak BOYCOTT THE NEW FACEBOOK (yeni Facebook'u boykot et) etkinliğinin 146 bin civarında katılımcısının olması bize kullanıcıların yeni tasarımdan pek de haz etmediğini açıkça gösteriyor.
Yine de her zaman olduğu gibi insanların alışkanlıklarından vazgeçmek istemediklerini göz ardı etmemek gerekiyor. O bakımdan ben biraz tarafsız bir gözle yeni tasarımı değerlendirmeye çalışacağım.
Hatırlarsak Facebook'un eski görünümünde 3 sütun vardı. İlk sütunda arama, uygulamalar ve reklam kısmı; ikinci sütunda (yani tam orta kısım) arkadaşlarımızdan gelen haberler vardı ve üçüncü sütunda gelen notification lar, arkadaş ekleme talepleri, doğumgünü bilgileri ve alışveriş gibi kısımlar vardı. Yeni tasarımda ise iki sutün var. İlki tüm haberleri aldığımız sol kısım (ki büyük olan pencere burası olmuş), ikincisi ise tüm uygulamalar, doğumgünü, notification kısımlarının tamamının bulunduğu pencere. Bence bu kısımdaki sütun sayısını azaltma durumu gayet güzel olmuş. Facebook'u, diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerinden birisi olan News Feed (arkadaşların yaptıklarından haberdar olma) özelliği tamamen sol kısma taşınarak biraz daha göz önüne getirilmiş (sebebi; soldan sağa yazma dilini kullanan kişiler, soldan okumaya başlarlar). Ayrıca, News feed kısmına Ajax ile yapılmış Durum Güncellemeleri (Status Updates), Fotoğraflar (Photos), Paylaşılan Öğeler (Posted Items) ve Canlı Haberler (Live Feed) menüsü gayet hoş durmuş. Tüm seçeneklere göre hızlı navigasyon imkanına bu şekilde sahip olabiliyorsunuz.
Gelelim profil kısmına. Bence Facebook'un yeni tasarımındaki en zayıf nokta profil kısmı olmuş. Profilin orta kısmının tümüyle kişiyle ilgili haberlere ayrılmış olması kötü durmuş. Ancak üst taraftaki Bilgi (info), Resimler (Photos) linklerinden detaylı bilgi edinebiliyoruz ki, neden böyle bir tercih yapıldığını anlayamadım. Ayrıca, değişen statünün orta pencerede büyük fontlarla gösterilmesi diğer haberlerin veya özelliklerin fontlarının küçük olması, statüyü (kişisel mesaj da diyebiliriz), haberler içinde ön plana çıkarmış. Profil kısmında reklamlar en sağ kısma konulmuş ve adeti ikiye çıkarılmış. İçinizden bir internet girişimcisi olarak, "Neden Facebook bu reklamları orta kısımlara, insanların dikkat edeceği, tıklayacağı yerlere koymuyor?" sorusunu geçirebilirsiniz. Bunun sebebi, kanımca, Facebook'un öncelikle kullanıcısının rahatını düşünüyor olmasıdır. Ancak bizim gibi Milliyet.com.tr'de, Hurriyet.com.tr'de sağdan soldan reklam fışkırmasına, Ekşisözlük'te tümüyle reklam ile açılan bir sayfaya alışmış bir millet için pek de sorun olmazdı heralde.
Diğer kısımlar pek değişmemiş aslında ancak benim dikkatimi bir nokta çekti. Kullandığım ender uygulamalardan birisi olan Blog Networks'un sağ tarafında Google Adsense reklamı artık görüyorum. Önceden bu imkan Facebook tarafından tanınıyor muydu bilmiyorum ancak sanırım artık uygulama (application) sahipleri sayfalarına reklam alabiliyorlar ki, bu yenilik bence muazzam. Düşünsenize, tutan bir uygulama milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor ve buradan gelecek reklam gelirinin boyutu ne düzeyde olur. Bu destek bence özellikle de Facebook'un içinde ayrı bir mekanizmanın kendi kendine işleyecek olması açısından önemli çünkü artık böylelikle uygulama yapanlar, daha dikkatli olacak ve rekabet artacak. Çok daha kaliteli uygulamalarla karşılaşmamız, fazla uzun sürmeyebilir.
Benim gözümden Facebook'un yeni tasarımını yukarıda okudunuz. Mutlaka sizin de bir kullanıcı olarak hoşunuza giden veya gitmeyen noktaları olacaktır. Ancak Mark Zuckerberg ve ekibi böyle uygun gördü ve biz de sanırım zamanla alışacağız.

22 Ağustos 2008 Cuma

Facebook'un başarısının sırrı

Bu konuda eminim çok yazı yazılmıştır ancak ben yine de geçtiğimiz günlerde Eren'le (Eren Baydemir) yaptığımız görüşmede üzerinde konuştuğumuz aklımıza gelen en iyi yönlerini sizinle paylaşayım istedim.
Facebook'u bu kadar üne, şöhrete kavuşturan neydi? Neden insanlar kısa sürede Facebook'a bağlanıyor ve tüm hayatını sanal ortamda Facebook'ta arkadaşlarıyla paylaşıyor?
Bu konuda benim ön plana çıkardığım yönü, kişilerin gerçek isimlerini kullanıyor olması.
Önceden de Facebook ile ilgili yazdığım yazılarda bu konuya vurgu yapmıştım. Kişilerin gerçek isimlerini kullanması, en eski arkadaşların bile bulunabilmesi adına önemli bir özellik. Böylelikle, kişiler arası iletişim çok kolay hale geldi ve "ilkokul arkadaşını bulma" hayali Facebook'ta gerçek oldu. Hemen herkes eski arkadaşlarıyla Facebook aracılığıyla buluştu, görüştü. Buradaki en önemli nokta, şüphesiz herkesin gerçek isimlerini kullanmasıydı. Ayrıca kullanıcılar gerçek isimlerini kullandıkları için Facebook gerçek dünyanın sanal dünyaya yansıması haline geldi. Bir çırpıda aklımıza gelen iletişim platformlarından, önce mirc, sonra icq,msn ; Türkiye'de bir dönemin en popüler sitesi Yonja ve diğer tüm forumlarda kullanıcılar rumuz kullanarak bu ağları kullandıkları için hiçbirisinde Facebook'taki kadar güven ve samimiyet ol(a)madı. Facebook, bu duvarı yıktı ve herkes gerçekten kim ise, o şekilde sitede var oldu.
Genişleyen bu kişisel ağda ikinci önemli nokta, yani Eren'in bahsettiği özellik, Facebook'taki news feed özelliğiydi. News feed, listemizdeki arkadaşların Facebook üzerinden yaptığı herşeyin anasayfada görünmesi ve herkesin ne yaptığından haberdar olmamız anlamına geliyor. Bu şekilde, kim kiminle arkadaş olmuş, kim resim eklemiş, kim resimlere yorum yapmış, uygulamalar, oyunlar derken bir arkadaş ordusunun tüm günlüğü her an Facebook anasayfamızda sergileniyor. Bu özellik, herkesin çok hoşuna gitti ve kullanıcılar böylelikle sosyal ağ kavramını tümüyle tecrübe etmeye başladılar. (Öyle ki, FriendFeed.com sadece arkadaşların ve arkadaşların arkadaşlarının neler yaptığı üzerine kurulmuş bir site ve her geçen gün popüleritesi artıyor.)
Bu iki özellik, diğer tüm artılarının yanında en çok ön plana çıkanlar, en azından Eren ve benim için. Bir sosyal ağ olarak Facebook'un, dünyanın uzun süredir gündeminde olduğunu düşünürsek, internette benzer bir girişim için Facebook'u referans alarak nelere dikkat etmek gerektiğini daha iyi anlayabiliriz.

Unutmadan eklemeliyim: Facebook, Türkçe dahil olmak üzere 90'a yakın dil seçeneğini de portföyünü eklemiş durumda. "Çeviriler ile birlikte, uluslararası alanda daha fazla büyümeyi görebiliyoruz" diyor, Facebook'un uluslararası büyümeden sorumlu genel müdürü Javier Olivan.

1 Temmuz 2008 Salı

İnternet dünyasından kısa başlıklar

Microsoft'un yeni hedefi PowerSet: Yahoo'ya yaptığı tarihi teklifin red edilmesinden sonra Microsoft, Google'a rakip olabilmek için arayışlarını sürdürüyor. Şirketin yeni hedefi PowerSet'i satın almak. PowerSet semantic web anlayışını kullanarak arama motoru geliştiriyor. Hatırlarsanız bir yazımda semantic web den bahsetmiş, yeni web trendinin bu yönde gelişeceğini belirtmiştim. PowerSet hali hazırda, aranan kelimeyi veya cümleyi 'yorumlayarak' arama sonucunu veren bir site olarak çalışıyor. Sitenin kullandığı database şu anda Wikipedia ile sınırlı. Sanıyorum sistemin ve algoritmanın tamamen oturması için Wikipedia örneklem olarak seçilmiş (kanımca iyi bir seçim). Microsoft, PowerSet'i almak için 100 milyon $'dan fazla bir meblayı gözden çıkarmış. Ancak Yahoo'ya yapılan yaklaşık 45 milyar dolarlık teklifin yanında bu rakam okyanusta bir damla gibi kalıyor. PowerSet'in düşünen ve yorumlayan arama motoru çalışmasının başarıya ulaşacağı ve reklamların daha da ilintili olacağı düşünülürse Microsoft'un bu adımı gayet mantıklı görünüyor. Yine de Microsoft'un olası bir satın alma sonucunda PowerSet'e hakettiği değeri gösterip göstermeyeceği ayrı bir muamma, bekleyip göreceğiz.
BusinessWeek | Microsoft's Plan B for Search
eBay'e 63 milyon $ ceza: eBay üzerinden satılan sahte kozmetik ürünleri başına bela oldu. Fransız Louis Vuitton markasının eBay'e açtığı dava sonucunda davacıyı haklı bulan mahkeme eBay'i şirkete 63 milyon $ ödemeye mahkum etti. Firmanın şikayeti ise sahte lüks ürünlerin eBay üzerinden satılması ve bu durumun telif haklarına aykırı olmasıymış. eBay yetkilisi yaptığı açıklamada bu kararın telif hakları için kazanılmış bir zafer olmadığını, sadece Louis Vuitton'un kendi çalışmalarını korumak ve rekabeti dışlamak için yaptığı bir hamle olduğunu belirtti.
CNN.com/world business | eBay fined $63m for selling fake Louis Vuitton
Facebook, MySpace'i geçti: comScore'un raporuna göre Nisan ayı sonunda Facebook, MySpace'i tekil ziyaretçi (unique visitor) sayısında geçmeyi başardı. Açıkçası yakın gelecekte MySpace'in Facebook'a sıkı bir rakip olabileceğini düşünmüyorum. Facebook, sosyal ağ konusunda dünyadaki en iyi örneklerden birisi olduğundan belki de hakettiği değeri yavaş yavaş görüyor. ,Sitenin arka tarafında yeniliklerle siteyi her an güncel tutan iyi bir ekip çalışıyor. Örneğin, önümüzdeki dönemde iş ve okul ağları kapatılacak grupların önemi arttırılacak, online arkadaşları görme penceresi iptal edilip, chat yapılan alttaki çubuk üzerinden online arkadaşlar görülebilecek vs. Facebook, yaptığı yönetici transferleriyle de olduğu yeri sağlamlaştıracağa benziyor. Son olarak Netscape'in kurucularından Marc Andressen, Facebook yönetim kuruluna katıldı. Umarım Mark Zuckerberg, Marc Andressen'in Netscape'e yaptığını, Facebook'a yapmasına izin vermez (Nitekim yeni nesil internet kullanıcıları Netscape'in ne olduğunu bile bilmiyordur).
TechCrunch | Facebook Blows Past MySpace In Global Visitors For May

24 Haziran 2008 Salı

Kendi ağını kendin yarat

Geçtiğimiz günlerde Eren ile konuşurken, Ning.com'dan bahsetti. Fikir hoşuma gitti ancak Eren pek beğenmemiş. Sitenin kısa sürede büyük başarı yakaladığından söz etti. Aslında bundan 3 sene önce Bilge Adam'da aldığım yazılım uzmanlığı eğitimi sonrasında kendimce yapmaya çalıştığım şey de buna benzer birşeydi. Yani tek site üzerinden birçok forum ile kişilerin kendi forumunu kendisi yaratması fikri.
Ning.com, Web 2.0 ile harmanlanmış, kullanımı kolay ve birçok açıdan kişiselleştirilebilen bir site. Siteye üye olduktan sonra kendi ağınızı kurabiliyorsunuz. Ağınıza bir isim verdikten sonra, bir adres belirliyorsunuz ve ağınızın adresi http://sizinağınız.ning.com şeklinde bir subdomain oluyor. Açıkçası kullanım açısından bu yöntem çok faydalı olmuş. Sitenizin görünümüne istediğiniz menüyü ve linki ekleyebiliyorsunuz. Kalıp olarak hazırlanmış görünüm 3 kolona ayrılmış. Orta kolonda Aktivite içeriği bulunurken, sol kolonda Açıklama (Description), Üyeler (Members) sağ kolonda ise Kullanıcı Ekranı, Reklamlar, Kimin tarafından yaratıldığı içerikleri otomatik olarak bulunuyor. Bu içeriklere, Resimler, Etkinlikler, Videolar, Forum, Textbox, Müzik, Gruplar ve Notlar başta olmak üzere birçok içerik koyabiliyorsunuz.
Sonrasında ise sitenize bloglarda kullandığımız gibi bir tema seçerek sitenizi daha da kişiselleştirebiliyorsunuz. Seçtiğiniz tema üzerinde renk ve font açısından da düzeltmeler yapabiliyorsunuz. Tüm bu basamakları geçtiğinizde artık sizin de internette kendinize ait bir 'ağ'ınız oluyor.Sitenin en önemli artıları aslında tasarım ve kullanım kolaylığı. Web 2.0'ın gayet güzel örneklerinden birisi sunulmuş. Kullanım açısından Blogger'a oldukça benziyor. Yahoo, MSN gibi mail adreslerinde kayıtlı arkadaşlarınızı ağınıza davet edebiliyorsunuz.
Site, Yahoo Groups'a oldukça benziyor. Ancak Yahoo Groups'ta kurulan gruplar genel olarak mail grubu imajı oluşturduğundan olsa gerek, Ning yoğun ilgi görmüş. Ning bir Yahoo grubundan daha fazlasını veriyor. Belki de Facebook'taki ağları örnek gösterebiliriz. Ancak oradaki ağlar, okul ve iş ağları ile sınırlı olduğu için, Ning'in özellikle bu alanda avantajlı olduğunu söyleyebiliriz.

E-Ticaret ve E-Pazarlama ile ilgili kurduğum Ning ağına üye olmak için;
http://webubble.ning.com

17 Haziran 2008 Salı

Dünya'yı kim fethedecek? Google? Apple? Facebook?

Time dergisinde yayımlanan ilginç bir makale dikkatimi çekti. Makalede dünyanın en popüler teknoloji markalarının trendi değiştirme, dünyayı yönlendirme amacından bahsedilmiş tek tek bu firmalar incelenmiş.
Bu markalar içinde blogumda incelemediğim şirket Apple çünkü Apple bir hardware (donanım) üreticisi ve satıcısı. Benim ilgilendiğim alan daha web, daha internet ve internet üzerinden yapılan ticaret olduğu için Apple biraz arka planda kaldı. Bu noktada bir paragraf Apple'dan bahsetmek gerekir diye düşünüyorum.
Apple belki de dünyada "nasıl marka yaratılır, nasıl yönetilir" sorularına en iyi cevap olabilecek şirkettir. Bir vaka çalışması olarak incelenmesi, araştırılması ve öğrenilmesi gerekir. Nedeni ise çok basit, Apple sıradan olmamayı başardı. Microsoft'un bilgisayarlarda büyük oranda domine ettiği Windows'a karşı tamamen kendi üretimi MAC operasyon sistemiyle iMac'ler sattı ve büyüdü. Sonra iPod dediğimiz mp3 player pazarını alt üst eden bir oyuncak yarattı, milyonlarca sattı. iPod'a kardeş bir ürün çıkardı, iPhone dedi ve yüzbinlerce sattı. iPhone ile artık dokunmatik ekrandan telefon tuşlar, müzik dinler ve internete girer hale geldik. Sonra iTouch çıktı, iPod'u bir basamak ileri taşıdı. Bu muazzam gelişim ve Apple'ın yaratıcılığının birer şaheseri olan ürünler sayesinde Apple, dünya teknoloji piyasasında son yıllarda fırtına gibi esiyor. İnterneti ise bir amaç değil, bir araç olarak görüyor. iTunes üzerinden sattığı mp3'ler ile iPod'ları müziğe doyurmak amacında.
Google ve Facebook üzerinde aslında çok fazla konuşmaya gerek yok sanırım. Yıllardır Google'ın başarılarından söz ettik. Arama motoru pazarındaki ezici üstünlüğü, hergün çıkardığı yeniliklerle hayatı daha da kolaylaştırması, fikrini gelir modeline başarıyla dönüştürmesi, ve tüm bunlara rağmen mütevazi duruşu Google'ı dünyanın en değerli markalarından biri yapmaya yetiyor. Facebook ise son yılların hiç şüpheniz yükselen değeri; öyle ki Google'da çalışanlar bile Facebook'ta çalışmaya can atıyorlar. Sosyal ağ pazarının en önemli 2 oyuncusundan birisi olması (bir diğeri MySpace) zaten başarısının bir kanıtı niteliğinde.
Bu üç şirkete yön veren Steve Jobs, Eric Schmidt ve Mark Zuckerberg'in ortak yanları, dünyayı bir şekilde değiştirmek, yönlendirmek istemeleri. Steve Jobs yaratacağı yeni teknolojik oyuncaklarla, Eric Schmidt Google'ı daha da büyütüp dünyayı küçülterek, Mark Zuckerberg ise Facebook'taki 100 milyonu aşkın üyesinden aldığı güçle dünyayı değiştirmeye çalışıyor. Önümüzdeki yıllar hangisinin daha baskın geleceğini gösterecek, biz de ilgiyle takip edeceğiz.

9 Haziran 2008 Pazartesi

Facebook'ta reklam yapmak

Adwords ile ilgili birkaç kez yazı yazdım ve aslında ne kadar faydalı bir kanal olduğundan bahsettim. Aratılan kelime bazında yapılan reklam kampanyalarıyla Adwords firmalara kendilerini arayan potansiyel müşterilerine ulaşma fırsatı sunuyor, hem de onlar için en düşük maliyetlerde.
İnternette verimli kullanılabilecek reklam alanlarının başında gelen arama motoru mecrası ve Adwords gibi kelime bazlı reklamlar dışında bugün Facebook'tan bahsetmek istiyorum. Her ne kadar üzerinde çok fazla şey yazılıp çizilmediyse de, Facebook'un aslında doğrudan pazarlama düşünen, pazarını segmente etmiş (demografik açıdan ayrıştırmış) firmalar için oldukça çekici bir mecra olduğunu düşünüyorum.
Facebook'u pazarlama aracı olarak diğer sosyal sosyal ağ sitelerinden ayıran belki de en önemli özelliği kişilerin ad, soyad, yaş, meslek, hatta şirket adı gibi birçok bilgisini site üzerinden paylaşıyor olmasıdır. Bu da ürününü doğru kişiye doğru şekilde pazarlamak isteyen firma için bulunmaz bir velinimet.
Örneğin, bir GSM operatörüsünüz ve bir kampanya başlattınız. Hedef kitleyi kesinlikle etkileyeceğini düşünüyorsunuz ancak mass media üzerinden reklam yapmak maliyetli oluyor. Bu noktada yapılacak doğrudan pazarlama kampanyasında Facebook önemli bir araç olarak kullanılmalıdır. Yapılacak segmentasyondan sonra, misal 18-24 yaş arası, üniversitede okuyan veya yeni mezun olmuş gençler hedef kitle olarak seçilebilir ve Facebook üzerinden bu hedef kitle seçilerek reklamlar yayınlatılabilir. Ayrıca istenirse, İstanbul, İzmir, Ankara gibi bölge de seçilip, hedef kitle daha da daraltılabilir.
Ancak burada Facebook'taki reklam kampanyasını Adwords'ten ayıran bir fark var. Adwords'te LCD arayan kişiyi sitesine çeken e-tüccar varken (yani aslında hedef kitlesini kendine çeken bir reklamcı varken), Facebook'ta hedef kitlesine 'ulaşmaya çalışan' bir GSM operatörü pazarlamacısı var. Hedef kitleye ulaşabilecek en iyi kanallardan birisi Facebook olmasına rağmen iş burada bitmiyor tabi ki. Hedef kitleye ürünü veya hizmeti nasıl anlatırız da bir o kadar önemli. Yapılacak banner ın veya verilecek sloganın titizlikle seçilmesi doğrudan pazarlamanın hedeflerine ulaşması açısından seçilecek kanal kadar önemli olduğu ortadadır. Pazarlamanın en çok bilinen 4P'si gibi Product (Ürün), Promotion (Reklam), Place (Kanallar), Price(Fiyat). Fiyat dışındaki tüm parametreler görüldüğü gibi Facebook üzerinden yapılacak kampanyada dikkate alınmalı. Fiyat ise firmanın kendi insiyatifinde.

25 Nisan 2008 Cuma

Facebook'tan iki güzel yenilik

Son yılların en çok konuşulan, web dünyasının en popüler sitelerinden Facebook boş durmuyor. Her geçen gün yaptığı yenilikler kullanıcıları siteye biraz daha bağlıyor. Gizlilik konusunda sınırları tümüyle kullanıcıya bırakan Facebook, iki yeni uygulamayla kullanıcıları sitede daha fazla tutmaya çalışıyor.
Bu yeniliklerden ilki, birkaç haftadır profile giriş yapıldığında sağ tarafta görünen "arkadaşların arkadaşı" penceresi. Bu sayfayı açtığınızda sizin arkadaşlarınızın arkadaş olduğu kişileri görebiliyorsunuz. Böylelikle örneğin 3-4 arkadaşınızın arkadaş olduğu kişiyle sizin de bir bağınız olabileceğini düşünüyor Facebook ve size onu hatırlatıyor. Mesela çok farklı iki çevreden arkadaşınız ile ortak bir arkadaşınız olduğunu farketmeniz de hoş oluyor. Bu uygulama ile sanırım Facebook, kişilerin arkadaş listelerini genişletmeyi amaçlıyor, böylelikle kişilerin nispeten uzak olduğu arkadaşlarıyla olan iletişiminin Facebook üzerinden sağlanması amaçlanıyor.
İkinci yenilik ise biraz daha farklı; Facebook üzerinden anlık mesajlaşma. Yani artık Facebook'ta online olan arkadaşlarınızla anlık olarak chat yapabilme imkanına sahip oluyorsunuz. Böylelikle msn, yahoo messenger gibi programlara ihtiyaç duymadan uzak-yakın tüm arkadaşlarınızla Facebook üzerinden chat yapabileceksiniz. Bu uygulama, browser olarak Firefox'un son sürümü veya Internet Explorer 7 ile kullanılabiliyor. Düşük versiyonlarda çalışmıyor.
Bu iki özellik ve geçtiğimiz haftalarda hayata geçirilen arkadaşları gruplandırma ve profil sınırlama (Mert Canlı Blog | Facebook'ta arkadaşları sınıflandırma ve 'sınırlandırma' zamanı) uygulamasıyla Facebook zayıf noktalarını gayet net bir şekilde görebildiğini ispatlıyor. Hala bazı zayıf yönleri olsa da, kanımca en temel noktalardan Facebook trendini korumak adına tüm iyileştirmeleri yapıyor.

11 Nisan 2008 Cuma

Tepede rüzgar sert esiyor

Yahoo'nun Microsoft'un teklifini red etmesinden sonra her gün yeni bir gelişme, yeni bir iddia ortaya çıkıyor. Dün ekonomi haberlerinin başlıklarında yine Yahoo vardı. Yahoo, bu sefer AOL ve Google ile yaptığı görüşmelerle gündeme oturdu. Google ile 2 haftalık deneme reklam ortaklığı projesini yürütmeyi planlayan Yahoo için AOL ile yapılan görüşmeler şimdilik daha dikkat çekici. AOL da Yahoo gibi bir internet portalı olarak hizmet veriyor ve bir Time Warner şirketi. Microsoft ise bu gelişmeler karşısında sessiz kalmadı ve NewsCorp ile MySpace için görüşmelere başladı. Görünen o ki, web dünyasının büyümesi ve yeni fırsatlar yaratması, devlerin de iştahını kabartıyor. Henüz internette etkin olarak rol alamamış olan Microsoft'un, Facebook'la başlayan ve verdiği tekliflerle devam eden girişimleri bu gelişmelere açık bir örnek olarak gösterilebillir.

19 Mart 2008 Çarşamba

Facebook'ta arkadaşları sınıflandırma ve 'sınırlandırma' zamanı

Yaklaşık 2 ay önce yazdığım Facebook; fazla sosyal platform(!) başlıklı yazımda, artık arkadaş listelerinin devasa boyutlara ulaştığından ancak kişinin her arkadaşının kişiye aynı samimiyet düzeyinde yakın olmadığından ve bu şekilde kullanıcıların rahat hareket edememesinden yakınmış, yazımda "Aslında Facebook böyle bir girişimin sinyallerini geçtiğimiz haftalarda verdi. Artık arkadaş listelerimizi oluşturabiliyoruz. Ancak acaba bu uygulamanın amacı sadece bir nevi sıralama (browse) işlevi olarak çalışması mı (msn messenger'daki listeler gibi), yoksa bu gruplandırma üzerinden gizlilik ayarlarına olanak vermek mi, göreceğiz." şeklinde bir ifadeye yer vermiştim.
Sanırım Mark (Zuckerberg) beni duydu :)
Facebook'a giriş yaptığınızda ve arkadaşlarınızı görüntülediğinizde aşağıdaki ufak kutucuk çıkıyor.Bu kutucukta bahsedilen konu, aslında tam olarak benim yakındığım soruna çözüm niteliğinde olmuş. Böylelikle oluşturacağınız arkadaş gruplarının (friend lists) kimisine resimlerinizi görme hakkını verirken, kimisine sadece profil bilgilerinizi ve arkadaş listenizi görme yetkisini verebilirsiniz. Kısacası arkadaşlarınızın sizin profiliniz üzerinde göreceği veya göremeyeceği tüm bilgilerin kontrolü artık elinizde.
Facebook hakkında konuştuğum hemen hemen tüm arkadaşlarımın şikayet ettiği, "arkadaş olarak eklemiş, kıramadım" cümlesi sonunda oluşan 200-300 kişilik arkadaş listeleri artık Facebook'taki özgürlüğünüz kısıtlamayacak. Siz, artık arkadaşlarınızın sizin üzerinizdeki bilgi özgürlüğünü kısıtlayabileceksiniz.

13 Mart 2008 Perşembe

İnternet dünyasından son haberler

DoubleClick'in Google'a satışı resmi olarak gerçekleşti: Geçen yılın Nisan ayında Google'ın teklif ettiği 3,1 milyar dolarlık teklif DoubleClick tarafından kabul edilmişti. Bu süre zarfında yasal işlemler yapıldı ve geçtiğimiz günlerde DoubleClick Google bünyesine resmi olarak katıldı. Doubleclick, internet dünyasının en büyük reklam ajansı olarak biliniyor. Müşterileri arasında Microsoft, General Motors, Coca-Cola, Motorola, Nike gibi firmalar bulunuyor.

Bebo, AOL tarafından 850 milyon dolara satın alındı: Uzun süredir devlerin ilgi gösterdiği sosyal ağ sitelerinden birisi olan Bebo, , American Online (AOL) 'a 850 milyon dolara satıldı. Bebo, İngiltere'nin Facebook'tan sonra ikinci en büyük sosyal ağ sitesi ve Alexa verilerine göre site dünyanın en popüler siteleri arasında 116. sırada bulunuyor.

Hulu.com yayında: Online televizyon olarak hizmet vermesi planlanan Hulu.com yayında. Youtube'dan farkı, telif hakları alınmış dizi, film, spor müsabakaları görüntülerini yayınlıyor olması. Web 2.0'ı verimli olarak adapte edebilmiş bir site olarak göze çarpıyor. Ancak Hulu.com, müşteri tarafından yaratılan içerik (customer created content) değil, bir içerik sitesi. Sitede Simpsons, Family Guy, Prison Break gibi dizilerin en yeni bölümleri, NBA'den görüntüler bulunuyor. Ayrıca Ice Age, Me Myself & Irene gibi filmler de izlenebiliyor. Şimdilik bizim için kötü yanı, ABD dışındaki kullanıcıların içerik izleyememesi. Sitenin yaptığı açıklamada amaçlarının kısa zamanda dünya geneline yayın yapmak olduğu belirtiliyor ancak bu durum telif hakları konusunda ciddi sıkıntı yaratabilir.

Facebook, Google'dan yönetici transfer etti: Facebook, Google'un Global online satış ve operasyonlardan sorumlu genel müdür yardımcısı Sheryl Sandberg'i operasyon departmanının başına geçirdi. Sandberg, Google Adsense ve Adwords'ün geliştirilmesinde önemli rol oynadı. Facebook'un, özellikle reklam alanında yaptığı reformlardan istediği verimi alamadığı düşünülürse, bu kilit pozisyonu yeterince deneyimli bir isimle doldurduğunu söyleyebiliriz.

Kaynaklar;
We've officially acquired DoubleClick
AOL Buys Bebo For $850 Million
Hulu goes live
Google VP Sheryl Sandberg Crowned Facebook COO

Ek bilgiler için başvurulan kaynaklar;
Wikipedia.org
Alexa