Youtube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Youtube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2009 Perşembe

Facebook, Youtube'a rakip olabilir mi?

Web 2.0'ın ilk temsilcilerinden görülen Youtube, bildiğimiz gibi video tabanlı içerik sitesi olarak yayın hayatına başladı ve yıllardır süren bu yayın hayatı boyunca çok kez gündeme geldi (özellikle Türkiye'de) ve kısa sürede popüler olarak en çok ziyaret edilen siteler arasına girdi. Web 2.0'dan bahsederken, customer created content'i (kullanıcı tarafından yaratılan içerik) sürekli vurguladık ve bu trendin web 2.0'ın temelini oluşturduğunu söyledik. Ancak bu durumun da sakıncaları var tabi ki. Örneğin, aynı videonun birçok kişi tarafından yüklenmesi, ve bu durumun kontrolünün çok zor olması, customer created content in en sıkıntılı yanlarından birisi. Bir diğer sıkıntı ise, yorumların kontrol edilmeden yayınlanması. Her ne kadar videonun sahibi, yorum ekleme kısmını kaldırabilme imkanına sahip olsa da, yoruma açılan videoların altında (video ne kadar alakasız olsa da) ne kavgalar, ne küfürleşmeler olduğunu hepimiz zaman zaman gözlemlemişizdir. Diğer sıkıntı, üyelerin bilgilerinin doğruluğu ile ilgili. Üyelik ve rumuz kullanılan sitelerde, büyük oranda verilen bilgiler doğru değildir. Kişiler, sırf üye olmak için, uğraşmak istemediğinden veya gerçek kimliğini paylaşmak istediğinden olabilir, çok farklı bir profil yaratabilir, hatta profilinde herhangi bir bilgi de vermeyebilir. Bu anlamda, Youtube'un kullanıcılar hakkında elinde tuttuğu bilgilerin doğruluğu sorgulanabilir.
Facebook ise, yukarıda bahsettiğim konular açısıdan avantajlı. Facebook hesabı olan kişilerin çok büyük bir kısmının gerçek kimliği ile sitede var olması, rumuz yerine ad&soyadını kullanması, Facebook'u bir "üye çöplüğü"nden kullanıcı bazlı kaliteli bir veri ambarına dönüştürüyor. Kullanıcıları, kolaylıkla, demografik özelliklerine göre ayırt edebilir, site içindeki aksiyonlarını bu verilerle ilişkilendirebilir Facebook.
Geçtiğimiz günlerde, Facebook'taki arkadaş listemden bir kişinin profiline gönderdiği bir videoyu izledikten sonra, videonun altında yazılan yorumlar dikkatimi çekti. Uzun bir liste halinde videoyu izleyen kişilerin yorumları bulunuyordu ve kesinlikle Youtube'daki yorumlardan daha seviyeliydi. Sonra farkettim ki, Facebook'ta video ekleyerek veya olan videoyu "Post your Profile (Profiline gönder)" yaparak arkadaşlarla paylaşmak, video paylaşmak adına oldukça güzel bir yöntem. Youtube'un (ve diğer bazı uluslararası video içerik sitesinin) Türkiye'de yasaklanmasının ardından Facebook, güzel bir alternatif olarak göründü gözüme. Ancak Facebook, bu konuda pek ısrarcı değilmiş gibi bir izlenim edindim. Video uygulamasının sıradan bir uygulamadan ziyade, ayrı bir strateji olarak Facebook tarafından kabul edilmesi gerekiyor bence. Bu şekilde, özellikle kullanıcılarını sitede tutabilen Facebook, video konusunda vereceği hizmet ile Youtube ziyaretçilerini de bünyesinde toplayabilecek. Özellikle, video yükleme konusundaki kolaylık, tüm videoların decode edilerek yayınlanması (videoyu yüklemeden önce herhangi bir format değişikliği gerektirmemesi) en güzel özellikleri Facebook video uygulamasının. Bu özellikler Youtube da tabi ki var ancak Youtube'da olmayan Facebook'ta olan çok daha büyük bir hazine var ve Facebook bunu değerlendirirse, Youtube'un sahip olduğu pastadan hatrı sayılır bir pay alabilir.

1 Ağustos 2008 Cuma

Youtube'un kapatılmasına sevinenler

Belli bir pazarda lideri takip edenler, her zaman liderin bir açığını yakalamak isterler. Bu şekilde kendilerine fırsat doğacağını ve yeni lider olacaklarını hayal ederler.
Zaman zaman bu durum gerçekleşir. Herhangi bir pazarda lider değişebilir. Bu durum, liderin yaptığı hatalar sonucunda da ortaya çıkabilir, dışarıdan bir müdahale ile de gerçekleşebilir.
Yanlış strateji ve yapılan hatalar sonucunda liderliğini kaybeden firmalara birçok örnek verilebilir. Ancak isterseniz dışarıdan müdahaleye bir örnek verelim.
Bildiğiniz gibi yakında cep telefonlarında gsm operatörleri arasında numara taşınabilirliği hizmeti hayata geçirilecek. Böylelikle numaramızı değiştirmeden herhangi bir operatöre geçiş yapabileceğiz. Bu durumu pek de hoş karşılamayan Turkcell, numaralarının kendisi için bir marka değerini taşıdığını, numara taşınabilirlik başladığında bu marka değerini kaybedeceği iddia etti ancak karar değişmedi. Bu durum, Turkcell'in liderliğini olumlu veya olumsuz etkileyebilir. Şayet, numara taşınabilirliği başladığında oluşan rekabet ortamında diğer operatörlerin fiyat ve hizmet kalitesi Turkcell'den daha iyi olursa Turkcell'in işi zor olacak ve belki de liderliğini kaybedecek. İşte bu durumda, lider yerini dış müdahale sonucunda kaybetmiş olacak (bir varsayım ancak gündemde olduğu için bu örneği vermek istedim).
Şu ana kadar başlıktan çok uzak bir giriş yaptığımı düşünebilirsiniz. Ancak anlattıklarımı şu anda Türkiye'deki online video pazarında liderin yerini dış etken ile kaybetme riskini ve onu takip edenlerin bu fırsatı nasıl değerlendirdiği ile bağlayacağım.
Youtube kapatılmadan önce, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de en popüler video sitesiydi. Belki de bu kadar göz önünde olmasından sebep, birçok açıdan eleştirilip, çeşitli müdahalelerle karşılaştı. Sadece Türkiye'de değil birçok ülkede (bazı Avrupa ülkeleri dahil) bazı konularda tepkilerle karşılaştı ancak çizgisini bozmadı.Bunun sebebi ise kendilerini "kullanıcı tabanlı" olarak tanımlamalarından kaynaklanıyor. Hiçbir hükümetin veya kurumun baskısı altında ezilmek istemiyorlar. Bu tutum da ülkemiz yargısını pek tatmin etmiyor olacak ki, aylardır siteye giriş yapamıyoruz.
Sonuç olarak, video izleme alışkanlığını Youtube ile kazanmış olan Türkiye'deki internet kullanıcı kitlesi, başka arayışlara yöneldi. Bu durum doğal olarak, İzlesene.com ve Vidivodo.com gibi Türkiye'de kurulmuş video sitelerini olumlu yönde etkiledi. Tam bu noktada İzlesene, Vidivodo ve diğer Türk online video siteleri Youtube'un kapatılmasına sevindi diyebiliriz. Lider, dış bir müdahale ile yerinden edilince, Youtube'un tüm trafiği diğer sitelere kaydı. Aşağıdaki Alexa grafiğinden açıkça görebiliriz.Yukarıdaki grafikten de açıkça görülebileceği gibi son aylarda iki sitenin de trafiği ciddi oranda arttı.
İzlesene.com, Web 2.0 anlamında gayet başarılı bir site. Sitenin sahibi Nokta Technologies firması tüm sitelerinde hissettirdiği Web 2.0'ı bu siteye oldukça güzel yansıtmış. İzlesene, kullanımı kolay, tasarımı şık, kullanıcısını her noktada ön plana çıkaran güzel bir girişim olmuş. Vidivodo ise tasarım olarak biraz üzerinde çalışılması gereken bir site olsa da hizmet olarak İzlesene.com'dan aşağı kalır yanı olmadığını söylemeliyim. İki site de oldukça kaliteli ve iyi hizmet veriyor. Youtube'un kapatılmasıyla yeni kullanıcı kitlesine ulaşma fırsatı ayaklarına gelmişken, bakalım bu iki site bu fırsatı nasıl değerlendirecek. Ancak kanımca, tam da bu dönemde, biraz daha pazarlamaya yatırım yapmaları doğru olacaktır. Bu fırsatı maksimum getiriye çevirmek kendi ellerinde.

27 Mayıs 2008 Salı

Online playlist; Imeem.com

Winamp, Windows Media Player gibi yazılımlar masaüstümüzün mp3 player ı iken, artık online olarak da kullanabileceğimiz bir mp3 player ımız var;Imeem.com
Biraz geç keşfetmiş olmamı talihsizlik olarak tanımlıyorum açıkçası çünkü Imeem.com gerçekten çok kullanışlı ve güzel bir siteymiş.
Web 2.0'ı tam anlamıyla özümsemiş, işleyiş olarak kusursuz çalışan bir sistem kurulmuş. Imeem.com bir müzik paylaşım sitesi aslında yani Youtube'un müzik versiyonu. Düşünüldüğünde Youtube varken Imeem.com'a gerek yok şekilde bir önyargı oluşabilir. Ancak siteyi incelediğinizde göreceksiniz ki, bu site tamamen müzikseverler için oluşturulmuş (video ve resim ekleme kısımları olsa da). Siteyi hem heryerden ulaşabileceğiniz bir mp3 deposu olarak, hem de bir radyo olarak görebilirsiniz. Dinlediğiniz bir müzikten sonra "Play Related" (benzerini oynat) linkine tıklayarak bu şarkıya benzer bir şarkıyı dinlemeye başlayabilirsiniz. Binlerce şarkı olduğunu düşünürsek, sizin zevkinize paralel giden sonsuz bir radyo gibi düşünebiliriz Imeem.com'u.
Tasarım açısından oldukça şık, fontlar özenle seçilmiş, sadelikten ödün verilmemiş, görseller abartılmamış. Biraz göze batan reklamları, belki de tek olumsuz yanı.
Ancak siteye üye olup, bir şarkı upload ettikten sonra şarkınızı dinlemek büyük keyif. Sonrasında müzik dünyasının wikipedia sında sörf edebilirsiniz.
Sitenin aslında Youtube'la birçok benzer yanı var. Share (Paylaş), Favorite (Favorine ekle), Report (Şikayet et) gibi linklere Youtube'dan aşinayız. Şarkı ile ilgili detaylar, kullanıcıların yorumları, Rate (oylama) gibi özellikler de yine Youtube'da hali hazırda mevcut olan özellikler. Yalnız önemli bir fark var Imeem.com'da. Şarkıyı dinlerken, Download (indir) seçeneğini görüyorsunuz, tıkladığınızda ise Itunes ve Amazon.com seçenekleri çıkarak şarkının orijinalini bu sitelerden indirmeniz isteniyor. Imeem.com'un Itunes ve Amazon.com'dan bu hizmet için aldığı komisyon iyi sitenin gelir modelinin sadece reklam üzerine kurulu olmadığının açık bir göstergesi. Bir diğer güzel özellik kullanıcının kendi eklediği müziklerinin sayfasını kişiselleştirebilmesi (arka planın resmini ve rengini değiştirebilme).Sitede aynı zamanda video ve resim de yayınlanabiliyor. Ancak bu konularda Flickr ve Youtube'un domine edici etkisini düşünürsek, bu alanlarda çok fazla konuşmaya gerek kalmıyor. Ancak Imeem sadece bir müzik veritabanı olarak bile sık sık ziyaret edilmesi, yakından takip edilmesi gereken bir site. Özellikle Youtube'un kapalı olduğu bugünlerde ilaç gibi bir site Imeem, aman Adsl kotalarına dikkat.

19 Ocak 2008 Cumartesi

Youtube'a erişim tekrar engellendi

Hatırlarsanız bu yılın Mart ayında aynı yasak uygulanmış, Türk kullanıcıları Youtube'tan birkaç hafta uzak kalmışlardı. O zamanlar yapılan bu uygulamaya ne tepki göstermiştim, ne de bu uygulamayı desteklemiştim. İki açıdan da haklı sebepler vardı çünkü.
Şimdi tekrar bu konu gündeme gelince oturup daha dikkatli düşünme fırsatı buldum ve vardığım sonuç Türkiye'nin sanal dünyaya ne kadar uzak olduğunu hazin bir şekilde gösteriyor.
Bu karar ile birlikte yaptığımız sadece Youtube'da olan bitene "kulağımızı kapatmak" tır. Yüce önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e yapılan hakaretlere tabi ki kayıtsız kalmamamız gerekir. Bu konuyu gerekli kurum ve kuruluşlara şikayet ederek takip etmemiz şart. Ancak oturup düşündüğümüzde bu ve benzeri çirkin içeriğin binlercesine internetin sonsuz dünyasında raslayabiliyoruz. Madem öyle tümüyle interneti yasaklayalım.
Peki bu yasak neden konuyor? Acaba bu davayı açan savcı ve davayı onaylayan sayın hakimimiz böylelikle Youtube'a ceza verdiğimizi mi düşünüyor? Ya da Türk gençlerinin bu videoyu görmesini mi istemiyor? Eğer öyleyse Türk genci bu videoları görüp, Ata'sına ülkesine daha mı bağlanır, yoksa o kendini bilmezlere mi katılır? Tabi ki cevabı çok basit. O zaman geriye tek bir seçenek kalıyor, Youtube'u cezalandırmak.
Youtube'un gelirlerinde, trafiğinde Türkiye'nin yerini incelersek eminim %1 veya 2'lerde seyrederiz (belki de daha az). Kısacası, tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış misali.
Ayrıca mevzu bahis videolar gündeme taşındıkça, afişe edildikçe insanlar merak ediyor, izliyorlar. Tepkilerini yorum kutularında göstermek istiyorlar. Ancak videonun bir anda izlenme rakamları rekor seviyeye ulaşınca, haftanın, ayın en çok izlenen videolarından birisi oluyor ve diğer dünya ülkelerinden insanların da dikkatini çekiyor. Bir nevi kaş yaparken göz çıkarıyoruz.
Çözüm aslında çok basit, bu ve benzeri kendinibilmezlere Youtube'a koyacağımız bilgilendirici, yabancı dilde (ingilizce) videolar ile daha medeni cevaplar vermek, Youtube'a mantıklı (küfür içermeyen) mesajlar göndererek videoların kaldırılmasını ısrarla talep etmek. Ancak çözüm, gözümüzü kulağımızı kapatıp dışarıdaki görültüyü görmezden gelmek değil ve bunu yaparken tüm halkın özgürlüğünü kısıtlamak da değil.

2 Ocak 2008 Çarşamba

Youtube un gelir modeli

Youtube 2006 yılının Kasım ayında Google tarafından 1,65 milyar dolara satın alındığında haber, dünyanın gündemine oturdu. Bu kadar kısa sürede büyüyen bir web sitesinin bu kadar yüksek bir rakama satılmasına herkes şaşırdı, ben dahil. Youtube bildiğiniz gibi video yüklerken veya herhangi bir videoyu izlerken ücret talep etmiyor. Dolayısıyla Youtube'a para kazandıran tek kalem reklamlar. Bu reklamlar ise bildiğimiz sağdan soldan fışkıran, gözümüze giren banner lar, flash uygulamalar değil, Google Adsense.
Şirket tarafından açıklanmış resmi rakamlar yok ancak Youtube üzerinde şu anda 62 milyona yakın video olduğu düşünülüyor.Bu video yükü yaklaşık 450 terabyte alan ile karşılanabilir. Youtube, Google tarafından satın alınmadan önce gelir modelinin reklam tabanlı olduğunu ve aylık gelirinin 15 milyon dolar civarında olduğunu açıklamıştı. Uzmanların Youtube'un aylık masrafı hakkındaki (özellikle bandwith - bant genişliği) öngörüsü ise 5-6 milyon civarında olmuştu.
Youtube kitle medyanın (mass media) gücünü kullanıyor. Gün içinde siteyi ziyaret eden milyonlarca ziyaretçi reklamlara tıklıyor ve Youtube'a aylık milyon dolarlar kazandırıyor. Site, bulunduğu sektörün kurallarını belirliyor ve hergün yerini daha da sağlamlaştırıyor.

Kaynak;
Wikipedia.org

30 Aralık 2007 Pazar

2007'nin en popüler siteleri

Halihazırdaki en güvenilir web istatistikleri kaynağı olan Alexa'nın verilerine göre eğer bu yazımı yazdıktan 1 gün sonrasına kadar bir sürpriz olmaz ise, 2007 biterken dünyada en çok ziyaret edilen siteler şu şekilde sıralanacak;
1. Yahoo.com : Sitenin en büyük kozu hiç şüphesiz, e-mail servisi. İnternet dünyasının ilk e-mail hizmeti sağlayıcılarından olan Yahoo, artık kendisini bir 'web platformu' olarak tanımlıyor. Sitenin içinde son dakika haberleri, magazin, spor, eğlence, mail, yahoo messenger gibi sayısız alt başlık bulunuyor. Son yıllardaki gelişimi göz önünde bulundurulduğunda ve dünyanın en popüler arama motoru Google'ı bile geride bırakması düşünüldüğünde, Yahoo'nun bu başarısı takdire şayan.
2. Google.com : Google hakkında çok fazla detaya inmeme gerek var mı bilmiyorum ama arama motoru denince akla ilk gelen site olması Google'ın bu 5-6 senelik gelişimini özetlemek için yeterince açıklayıcı olur. Bu yıllar içinde sürekli büyüyen Google, sadece arama motoru değil, birçok alanda kendini hissettirmeye başladı ve yakında masaüstü uygulamalarıyla birlikte online ve offline hizmette (Google Earth vs.)ismini daha da sağlamlaştıracak gibi görünüyor.
3. Live.com : Aslında Live.com'u bu sıralamaya almak biraz yanlış olur çünkü Live.com tüm gücünü Windows Live Messenger'dan alıyor. Windows Live Messenger her oturumu açtığında çıkan küçük pencere ile Live.com'a girmiş oluyorsunuz. Ancak bu browser ınızdan live.com yazmak ile aynı değil elbette. Live.com aynı zamanda arama motoru hizmeti de veriyor ancak bu hizmetin kullanım alanı ise yine Windows Live Messenger yüklü bir bilgisayarda internet explorer ın bulunamayan web sitesini live.com a yönlendirmesini kapsıyor. Tabi ki Live.com kullanan kullanıcı sayısı küçümsenecek bir rakam değil ancak bahsedilen durumlar Live.com üzerinde etkili olmasa sitenin ilk 10'a girebileceğini düşünmüyorum.
4. Youtube.com : Dünyadaki en popüler 4. site olma ünvanını sanırım Youtube fazlasıyla hakediyor. Verdiği kaliteli hizmet ve veritabanındaki milyonlarca video ile tam anlamıyla bir video ansiklopedisi görevini üstleniyor. Birçok konuyla çeşitli ülkelerde gündeme gelmiş (hatta yasaklanmış) olan Youtube, hatırlayacağınız gibi birkaç sene önce Google tarafından 1.6 milyar dolara satın alınmıştı. Youtube incelendiğinde, içeriğini kullanıcıların oluşturması ve kullanıcıların sitenin tüm işleyişinde başrolü üstlenmesi sebebiyle güzel bir Web 2.0 olduğu söylenebilir.
5. Msn.com : Live.com ile aynı yönde düşünülebilecek bir diğer site ise Msn.com.Ancak Msn.com biraz daha Yahoo'ya rakip gösterilebilir. Msn.com da bir 'web platformu' aslında. Nasıl ki, Yahoo.com yahoo messenger'ı yayınlıyorsa ve Yahoo Mail'ı kullanıyorsa; Msn.com'da msn messenger'ı yayınlıyor ve Hotmail'ı kullanıyor. Bu bağlamda incelendiğinde ve özellikle Msn Messenger'ın yıllardır yoğun olarak kullanılması sebebiyle Msn.com'un ilk 5'te kendine yer bulması normal karşılanabilir.

28 Aralık 2007 Cuma

Arama motoru devi Google alarm veriyor

Google hiç şüphesiz günümüz internet dünyasının en büyük devi, internette arama denince ilk akla gelen isim. Son yıllarda artan büyüme hızıyla Google dünyanın sayılı şirketi arasına girdi. Bu hızlı büyüme tabi ki bazı sorunlara da yol açtı. Bir anda gelen büyük kârlar, büyüme rakamları sonunda Google kanımca biraz şuursuz yatırımlar yaptı. Google Earth, Google Map, Youtube gibi yatırım ve projeleri bir kenara bırakırsak, Google zor bir dönemin eşiğinde.
Google 2007'nin ikinci yarıyılında %60 büyümesi beklenirken, %58 büyüdü. Rakam beklenenin çok az altında gibi görünse de, yatırımcılar tarafından tedirginlikle karşılandığı söylenebilir. Google hisse senetlerinin %5'lik bir düşüşle seneyi $520.12'dan kapattığı düşünülürse Google artık biraz daha dikkatli davranmak zorunda.Özellikle DoubleClick ve Youtube konularında yatırımcıları tatmin edecek adımları atması gerekiyor.

Kaynak;
CNNMoney.com Business 2.0 - The Google backlash begins

9 Şubat 2007 Cuma

Web 2.0 nedir?

"Web 2.0 internetin bir platform olarak kullanılması sonucu bilgisayar endüstrisinde meydana gelen devrim ve bu yeni platformun kurallarının anlaşılmaya çalışılmasıdır. Bu kurallardan en önemlisi ise; toplu ağın (internet) etkilediği insanların internet kullanımını arttırmak amacıyla daha iyi uygulamalar geliştirmektir"
Tim O'Reilly

Yukarıdaki tanımı biraz açalım isterseniz. İnternet, kullanıma açıldığı yıllardan bu yana (farketmesek de) büyük bir evrim geçiriyor. İlk senelerde basit statik web sayfaları kullanılırken, artık sayfalar 100'lerce kb'lık resimleri barındıran bir bütün haline geldi. İnternet hızının ve kullanımının bu yıllar içerisinde büyük artış göstermesi tabi ki, bu değişimin en önemli sebebi. Ancak artık web siteleri, sadece yapımcısının tuali olmaktan çıkıp, yazı tahtası haline gelmeye başladı. Şöyle ki, artık kullanıcılar sitelere gelip, istedikleri gibi yorum yazıp, resim, bilgi ekleyip, hali hazırdaki içeriğe oy verip, siteyi bir nevi kişiselleştiriyorlar. Örneğin, wikipedia.org, örneğin şu anda benim de kullanmakta olduğum blogger.com, videolarımızı paylaştığımız youtube.com, hatta google.com. Hepsi bu yepyeni internet çağının lokomotifleri. Hepsi bizi düşünüyor, bizi siteleri ile etkileşime sokmaya çalışıyor. Bunu yaparken hem kendileri kazanıyor, hem de bizi rahatlıkla kullanabileceğimiz, faydalanabileceğimiz, birşeyler paylaşabileceğimiz yeni platformlar ile tanıştırıyorlar. Biz bunu yaparkan çok fazla çaba sarfetmiyoruz, onlar herşeyi düşünüyor, sitelerini bu doğrultuda kodluyorlar. Ajax* altyapısı kullanıyorlar, hayatımızı kolaylaştırıyorlar.
İşte Google, Wikipedia, Napster gibi sitelerin takip ettiği, Tim O'Reilly'nin tanımladığı ve adlandırdığı felsefe kısaca budur, Web 2.0'dır.

*Ajax teknolojisine daha sonra değinilecektir.

Kaynak: What is Web 2.0 - Tim O'Reilly