web tasarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
web tasarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2008 Pazar

Seslisozluk.com'un yeni tasarımı yayında

Yabancı dil sözlük siteleri bildiğimiz gibi internette sıkça kullanılan ve en faydalı araçlardan birisidir. Türkiye'de bu sözlüklerden en ünlüleri Zargan ve Seslisozluk'tur. Zargan'ın geçmişi Seslisozluk'ten daha eski olmasına karşın, ilk dönemlerindeki üye girişi sıkıntısı sebebiyle Zargan'a bir türlü ısınamamıştım. Seslisozluk bu konuda oldukça rahat olduğundan Seslisozluk'u tercih ettim ve yıllardır kullanıyorum. İşime oldukça yarayan Seslisozluk'un eski tasarımını çok sıkıcı bulduğumu söyleyebilirim. Mat renkler, küçük yazılar ve dört bir yanındaki linkler biraz itici geliyordu. Yine de orta panelde aradığım sözcüğün anlamını kısa bir sürede görmek, işlevselliği açısından Seslisozluk'u ön plana çıkarıyordu.
Yeni tasarımlarında, canlı renkler, görseller kullanılmış ve fontlar biraz daha büyütülmüş. Bu açılardan oldukça beğendiğimi söylemeliyim. Ancak kelimelerin alt alta sıralanması biraz canımı sıktı çünkü eski tasarımda bir iki satırda arattığım kelimenin tüm eş anlamlılarını görebiliyor, işimi kısa sürede halledebiliyordum. Şimdi ise pencereyi aşağıya doğru çekmek zorundayım diğer anlamlarını öğrenebilmek için. Ayrıca hep bahsettiğimiz gibi bir sitenin görünen ilk penceresi çok önemlidir. Açılış sayfası için bilinen bu gerçek, bence yapılan aramalar için de önemlidir. Tıpkı Google'ın sayfa başına (default olarak) 10 sonuç göstermesi ve bu anlamda kullanıcıyı yormaması gibi Seslisozluk'un de ilk pencerede kullanıcının istediği sonuçları göstermesi daha doğru ve şık olurdu diye düşünüyorum. Örneğin çok fazla anlamı olan "do" kelimesini arattığınızda aşağıya doğru uzun bir yol bekliyor sizi. Burada tabi Web 2.0 kullanılarak her bir kelime için belli bir oylama sistemi geliştirdiklerini de belirteyim. Fikir olarak güzel, çünkü eğer bir kelimenin daha yaygın olarak kullanılan bir anlamı varsa bunu ön plana çıkarmak amaçlanmış diye tahmin ediyorum. Yine de kişisel olarak kelimenin tüm anlamlarını görebilmek için browser ımla uğraşmak istemediğimden, bu yanını pek beğenmedim.

Not: Tasarım bir süredir yayında, fakat yoğunluğum sebebiyle konuyla ilgili yazma fırsatını ancak bulabildim.

Not 2: Bu yazıyı gönderdikten 3 gün sonra Seslisozluk'e tekrar girdiğimde tasarımda değişiklik yapıldığını, listenin aşağıya kadar uzayıp gitmediğini, her bir dil seçeneğini ayrı bir iframe içinde gösterdiklerini, böylelikle küçük scrollbar lar sayesinde tüm sonuçları tek bir ekranda görebildiğimizi farkettim. Artık tüm parçalar yerine oturdu Seslisozluk, teşekkürler :)

19 Eylül 2008 Cuma

Yeni Facebook artık yayında

Uzun süredir, Facebook'a girdiğimizde en üst kısımda bir çubuk beliriyor, bizi yeni Facebook tasarımıyla tanışmaya davet eden bir link yer alıyordu. Ancak yeni tasarımı görenler, pek o linke tıklamak istemiyordu ve belki de istemedikleri, beğenmedikleri yeni tasarım hiç rağbet görmeyince Zuckerberg vazgeçerdi kim bilir.
Tabi bunu söylerken genel kanıdan bahsediyorum. Aranızdan yeni tasarımı beğenenler olabilir ancak BOYCOTT THE NEW FACEBOOK (yeni Facebook'u boykot et) etkinliğinin 146 bin civarında katılımcısının olması bize kullanıcıların yeni tasarımdan pek de haz etmediğini açıkça gösteriyor.
Yine de her zaman olduğu gibi insanların alışkanlıklarından vazgeçmek istemediklerini göz ardı etmemek gerekiyor. O bakımdan ben biraz tarafsız bir gözle yeni tasarımı değerlendirmeye çalışacağım.
Hatırlarsak Facebook'un eski görünümünde 3 sütun vardı. İlk sütunda arama, uygulamalar ve reklam kısmı; ikinci sütunda (yani tam orta kısım) arkadaşlarımızdan gelen haberler vardı ve üçüncü sütunda gelen notification lar, arkadaş ekleme talepleri, doğumgünü bilgileri ve alışveriş gibi kısımlar vardı. Yeni tasarımda ise iki sutün var. İlki tüm haberleri aldığımız sol kısım (ki büyük olan pencere burası olmuş), ikincisi ise tüm uygulamalar, doğumgünü, notification kısımlarının tamamının bulunduğu pencere. Bence bu kısımdaki sütun sayısını azaltma durumu gayet güzel olmuş. Facebook'u, diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerinden birisi olan News Feed (arkadaşların yaptıklarından haberdar olma) özelliği tamamen sol kısma taşınarak biraz daha göz önüne getirilmiş (sebebi; soldan sağa yazma dilini kullanan kişiler, soldan okumaya başlarlar). Ayrıca, News feed kısmına Ajax ile yapılmış Durum Güncellemeleri (Status Updates), Fotoğraflar (Photos), Paylaşılan Öğeler (Posted Items) ve Canlı Haberler (Live Feed) menüsü gayet hoş durmuş. Tüm seçeneklere göre hızlı navigasyon imkanına bu şekilde sahip olabiliyorsunuz.
Gelelim profil kısmına. Bence Facebook'un yeni tasarımındaki en zayıf nokta profil kısmı olmuş. Profilin orta kısmının tümüyle kişiyle ilgili haberlere ayrılmış olması kötü durmuş. Ancak üst taraftaki Bilgi (info), Resimler (Photos) linklerinden detaylı bilgi edinebiliyoruz ki, neden böyle bir tercih yapıldığını anlayamadım. Ayrıca, değişen statünün orta pencerede büyük fontlarla gösterilmesi diğer haberlerin veya özelliklerin fontlarının küçük olması, statüyü (kişisel mesaj da diyebiliriz), haberler içinde ön plana çıkarmış. Profil kısmında reklamlar en sağ kısma konulmuş ve adeti ikiye çıkarılmış. İçinizden bir internet girişimcisi olarak, "Neden Facebook bu reklamları orta kısımlara, insanların dikkat edeceği, tıklayacağı yerlere koymuyor?" sorusunu geçirebilirsiniz. Bunun sebebi, kanımca, Facebook'un öncelikle kullanıcısının rahatını düşünüyor olmasıdır. Ancak bizim gibi Milliyet.com.tr'de, Hurriyet.com.tr'de sağdan soldan reklam fışkırmasına, Ekşisözlük'te tümüyle reklam ile açılan bir sayfaya alışmış bir millet için pek de sorun olmazdı heralde.
Diğer kısımlar pek değişmemiş aslında ancak benim dikkatimi bir nokta çekti. Kullandığım ender uygulamalardan birisi olan Blog Networks'un sağ tarafında Google Adsense reklamı artık görüyorum. Önceden bu imkan Facebook tarafından tanınıyor muydu bilmiyorum ancak sanırım artık uygulama (application) sahipleri sayfalarına reklam alabiliyorlar ki, bu yenilik bence muazzam. Düşünsenize, tutan bir uygulama milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor ve buradan gelecek reklam gelirinin boyutu ne düzeyde olur. Bu destek bence özellikle de Facebook'un içinde ayrı bir mekanizmanın kendi kendine işleyecek olması açısından önemli çünkü artık böylelikle uygulama yapanlar, daha dikkatli olacak ve rekabet artacak. Çok daha kaliteli uygulamalarla karşılaşmamız, fazla uzun sürmeyebilir.
Benim gözümden Facebook'un yeni tasarımını yukarıda okudunuz. Mutlaka sizin de bir kullanıcı olarak hoşunuza giden veya gitmeyen noktaları olacaktır. Ancak Mark Zuckerberg ve ekibi böyle uygun gördü ve biz de sanırım zamanla alışacağız.

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Bir ocakbaşının web sitesi

Bugün size Altın Örümcek'te restoran kategorisinde 1.'lik ödülü almış bir ocakbaşının web sitesini tanıtacağım. Bu yenilikçi ocakbaşının adı; Musa Ustam Ocakbaşı.
Bir dönem internetten yaptıkları çalışmalara hayran kaldığım Ekvator Cafe'nin hemen karşısında Musa Ustam Ocakbaşı. Ancak yaptıkları "nasıl gidilir" uygulaması takdire şayan. Siteye giriş yaptıktan sonra Nasıl Gidilir'e tıkladığınızda Taksim'in flash da hazırlanmış küçük bir haritasına ulaşıyorsunuz. Bir adam elinde kamera İstiklal Caddesi'nin başında bekliyor. Soldaki oklardan ileriye basarsanız, hem adamınızı yürütüyor, hem de alttaki ekran size adamın kamerasından görüntüyü aktarıyor ve sanki siz gidiyormuşsunuz gibi görüntü sizi ocakbaşına götürüyor. Yaratıcılığın sınırlarını zorlayan bu uygulama sitenin tek artı yönü değil. Sitedeki Kebap Pişirmece oyunu, internetteki en iyi yemek pişirme oyunlarına taş çıkartacak cinsten hazırlanmış, oldukça güzel. Kaça Patlar kısmındaki güzel uygulama sayesinde yediklerinizin size ne kadara mâl olacağını da öğrenebiliyorsunuz. Siteye üye olmak için cep telefonu numaranızı bırakıyorsunuz. Tek sıkıntının bu olduğunu söyleyebilirim. Kişiler cep telefonu numaralarını artık spam mesajlar yüzünden pek vermeye yanaşmıyorlar. Bunun yerine klasik kullanıcı adı sistemi kullanılsaydı daha iyi olurdu.
Ancak tüm bu anlattıklarımız bir kobinin yapabileceklerinin çok ötesinde. İnternete verilen bu önem açıkçası beni çok sevindirdi. Umarım Musa Ustam Ocakbaşı'nın bu güzel sitesi tüm diğer kobilere de örnek olur ve internetin öneminin farkına varırlar. Bu site sayesinde ocakbaşının reklamının ne kadar iyi yapıldığını sanırım söylememe gerek yok.

Link;
Musa Ustam Ocakbaşı

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Bırakın sitenizin en iyi görünümünü Google Web Site Optimizer seçsin

Geçtiğimiz günlerde Google'da çok alakasız şeyler ararken Google Web Site Optimizer (Web Sitesi Optimize Edici) ile karşılaştım. Daha önceden bu hizmeti duymuştum ama inceleme fırsatım olmamıştı. Hizmetin detaylarını öğrenince gerçekten Google'ın web tasarımcılarına ve pazarlamacılara çok güzel fırsatlar sunduğunu bir kere daha anladım. Herhalde bu blogda sadece Google'ın bizler için yaptığı hizmetleri anlatsam, diğer konulara yer kalmaz ancak yine de bu hizmeti sizinle paylaşmak istedim.
Tasarım&görünüm (layout), kullanıcının bir web sitesine girdiğinde siteyle ilgili ilk fikri, önyargıyı oluşturan önemli değişkenlerdir. Bu değişkenlerin çok iyi düşünülerek hayata geçirilmesi, en az sitenin fikri, amacı, arka plandaki kodları kadar önemli. Hatta tasarım ve görünüm, kişinin sitede ne kadar vakit geçirdiğini doğrudan etkilemesi dolayısıyla diğerlerine göre önceliğin verilmesi gereken değişkenlerdir.
Yeni web anlayışıyla birlikte işini ciddiye alan E-Ticaret girişimleri kullanıcılarını dikkate aldı ve bu doğrultuda ciddi çalışmalar yaptı. Bu çalışmaların bazıları çok ciddi bütçeler ayrılarak yapıldı ancak artık siz de web siteniz üzerinde ciddi bütçelere ihtiyacınız olmadan deneyler yapabilirsiniz. Google Web Site Optimizer'ı kullanarak web sitenizin anasayfasında farklı içerik ve başlıklarda nasıl performans gösterdiğini analiz edebilirsiniz. Örneğin, ayakkabı satan bir E-Ticaret siteniz var ve anasayfada bazı kategorilerde ürünlerin resimlerini sergiliyorsunuz. Her bir ürünün başlığı var ya da ayrı bir kampanya resminiz veya sloganınız mevcut. İşte bu noktada Web Site Optimizer tüm bu seçenekler içinden hangisinin potansiyel müşterilerinizi web sitenizde en fazla tutabileceğini analiz ediyor ve sizin referans olarak belirlediğiniz bir sayfanın üzerinden, resim ve yazı değiştirildiğinde kullanıcıların sitede kalma oranı % kaç oranında azalıyor veya artıyor size rapor ediyor. Bunu yaparken Web Site Optimizer'a aynı sitenin birkaç versiyonunu yüklüyor ve bir tanesini referans noktası olarak seçiyorsunuz. Web Site Optimizer sitenize gelen kullanıcılara rassal olarak bu içerikleri gösteriyor ve kullanıcıların her bir değişiklikte ne kadar sitede kaldığını not ediyor. Belli bir süre sonunda hangi site tasarımının sizin için en uygun olduğunu gösteriyor. Tüm bu işlemler aslında Google Web Site Optimizer'da Experiment yani Deney olarak geçiyor. Bu 'deney' veya deneyler sonucunda sitenizin performansını gözle görülür şekilde arttırabilirsiniz, hem de hiçbir ücret ödemeden.

Bu hizmet burada Türkçe olarak da sunuluyor.

Google Web Site Optimizer'ın İngilizce sunumuna buradan ulaşabilirsiniz. Ben çok beğendim, eminim sizin için de faydalı olacaktır.

Not: Artık bloguma (http://mertcanli.blogspot.com) www.mert.me'den de ulaşabilirsiniz.

14 Mart 2007 Çarşamba

Sinemalar.com vs BeyazPerde.com

Sinema siteleri günümüzde gerçekten oldukça tutuluyor. Bu furyanın başlangıcını Amazon.com, Imdb.com ' u(Internet Movie DataBase) kurarak başlattı diyebiliriz. Imdb.com Alexa sonuçlarına göre dünyanın en çok ziyaret edilen 35. web sitesi. Bu başarı Türkiye'deki internet yatırımcılarının dikkatinden kaçmadı. Türkiye'nin şu anda en çok ziyaret edilen sinema sitesi BeyazPerde.com. BeyazPerde'nin rakibi ise Sinemalar.com gibi görünüyor. Ziyaretçi grafiklerine bakalım;


*Alexa.com'dan alınmıştır.
Görüldüğü gibi BeyazPerde.com'un büyük üstünlüğü göze çarpıyor. Peki BeyazPerde.com, herşeyiyle Sinemalar.com'dan üstün mü? Biraz bu konuyu inceleyelim.
BeyazPerde.com, First Mover Advantage dediğimiz ilk olmasının avantajını çok iyi kullanıyor diyebiliriz. Site bu avantajını kullanıyor ancak, gerek tasarımda gerek interaktif kullanımda kısıtlı kalıyor. Tasarım, sade ve şık olmaktan uzak, zaman zaman göz yoruyor. Site ana sayfasında, son vizyona giren filmlere verilen oy ortalamalarının bulunması büyük avantaj.Hatta, bu panelin biraz daha üstte olması daha da iyi olurdu. Çünkü insanlar siteye ilk girdiklerinde sitenin üst kısımlarına daha çok dikkat ederler. Bu üst kısımlarda kişileri sitede tutacak içerik konulması stratejik önem taşıyor. Yine de, BeyazPerde.com insanları bu tasarıma alıştırmış görünüyor. Kullanım açısından, sitede Ajax kullanılmamış, bu büyük bir eksiklik olarak ilk bakışta göze çarpıyor. Ayrıca kullanıcıların diğer kullanıcıların yazdıkları yorumlara birebir oy verememesi, doğrudan cevap yazamaması da eksikliklerden diğer birkaçı. Bunun önemli olmasının nedeni, kullanıcıların yazdıkları yorumlara diğerlerinin ne kadar önem verdiğini belirtmesi. Böyle olunca, manipulatif, gereksiz yorumlara kişiler oylarıyla ceza verebiliyorlar.
Sinemalar.com'a girdiğimizde, en büyük eksiklik olarak son vizyona giren filmlerin sitenin ana sayfasında verimli bir şekilde gösterilememesini diyebiliriz. Ajax ile yapılmış bir uygulama ile ikişer ikişer görebiliyoruz filmleri nedense. Sitede geniş boşluklar dururken böyle bir kısıtlamaya neden gidilmiş anlayamadım. Ayrıca, yeni vizyona girmiş bu filmlere verilen oyları ise ana sayfada göremiyoruz, sadece filme tıklayıp sayfasına gittiğimizde görebiliyoruz. Böyle olunca, filmin kaç puan ile değerlendirildiğini göremeden filmlerin sayfalarına gitmek zorunda kalıyoruz. Sitenin ana sayfasında kullanıcıların filmler hakkındaki yorumlarının doğrudan bulunması, interaktif kullanım ve Web 2.0 felsefesi açısından çok faydalı olmuş. Ayrıca filmlerin sayfalarındaki, kullanıcı yorumları kısmı da çok verimli hazırlanmış. Kullanıcılar bir diğer kullanıcının yorumunu oylayabiliyor veya doğrudan cevap yazabiliyorlar. Kullanıcılar bunun yanı sıra, kendilerine belli bir profil oluşturabiliyor, avatar ekleyebiliyorlar. Üstteki linklerde kullanılmış olan şık menü de sitede istediğimiz filme veya sinemaya rahatça ulaşabilmemizi sağlıyor.
İki sitenin de avantajları, dezavantajları mevcut, ancak bence Web 2.0'ın güzelliklerini kullanabilen Sinemalar.com gelecek vaad ediyor. Zaten sitenin sahibi olan Nokta.com şirketi de Web 2.0'ı sahip olduğu tüm sitelere mümkün olduğunca adapte etmeye çalışıyor. Her ne kadar şimdilik çok yoğun bir trafiğe sahip olmasa da, ileride uygun bir SEO (Search Engine Optimization) çalışmasıyla ve reklam kampanyasıyla BeyazPerde.com'a dişli bir rakip olabilir. Bekleyip, göreceğiz.

12 Mart 2007 Pazartesi

YemekSepeti.com: Bir E-Ticaret Başarısı

Yemeksepeti.com kurucularından ve genel müdürü Nevzat Aydın’ın E-Ticaret dersinde bizimle paylaştıklarından kısaca bahsedelim.
Yemeksepeti.com online paket servis portalı olarak 6 yıldır hizmet vermektedir. Sitenin ön plana çıkan en önemli özelliği, ziyaretçilerden kredi kartı istememesi. 2001 yılında yayın hayatına başlamış olan sitenin böyle bir uygulama ile hizmet sunması, gerçekten oldukça iyi bir karar. Bunun nedeni ise, özellikle o yıllarda, insanların kredi kartı ile alışveriş yapmaktan kaçınması. Sistemin işleyişi ise oldukça basit, site kullanıcıdan aldığı siparişi doğrudan restoranlara iletiyor ve restoranlar siparişi en kısa sürede hazırlayıp kullanıcıya ulaştırıyor.
Nevzat Aydın, 1999 yılında MBA eğitimi almak için gittiği ABD’nin San Francisco şehrinde bu konuyla ilgili (online paket servisi) araştırmalar yaptıktan sonra, 2000 yılında Türkiye’ye dönüş yaptı (MBA eğitimini yarıda bırakarak). İki arkadaşıyla birlikte kurduğu YemekSepeti.com, şu anda Antalya, Ankara, İstanbul, İzmir (ve yakında Bursa’da) hizmet veren, 1400’ü aşkın restoran ile çalışan, 240.000’in üzerinde kullanıcısı bulunan dev bir e-ticaret sitesi haline geldi. Sistemden ise 650 kadar restoran çıkarılmış. Bu rakam, hali hazırdaki restoran sayısının aşağı yukarı yarısına tekabül ediyor. Bunun nedeni ise, YemekSepeti.com’un müşteri odaklılığı sonucunda performasından memnun olmadığı restoranları sisteminden çıkarmakta tereddüt etmemesi. Örneğin, Nevzat Bey’in bahsettiği bir konu var. Kullanıcı, YemekSepeti.com üzerinden sipariş verip, siparişini 2 saat sonra aldığında online paket servisinin çalışmadığı düşüncesine varıyor. Bu da, sadece o restoranın hatası olmaktan çıkıp, tüm siteye mâl olabiliyor. Bu nedenle de, YemekSepeti.com, hizmet kalitesi üzerine oldukça titiz çalışıyor, kalite düzeyinden memnun olmadığı restoranlar ile ilişkisini kesiyor. Restoranların kalite düzeyi hakkında bilgiyi ise, yine kullanıcılardan alıyor. Kullanıcılardan gelen tüm şikayetler titizlikle inceleniyor, site üzerinden yapılan, restoran değerlendirme sistemi de bu çalışmalara dahil ediliyor.
YemekSepeti.com’un gelir modeli ise sipariş üzerinden komisyona dayanıyor. Bu şekilde, restoran eğer YemekSepeti.com üzerinden sipariş almazsa, herhangi bir ücret ödemiyor. Böyle olunca, restoranlar YemekSepeti.com’dan çıkmak istemiyor. Eğer, listeleme ücreti dediğimiz aylık bir ücret alınsaydı restoranlardan (ki bu miktar genellikle kurumların bir şekilde reklamı yapıldığı için alınır) YemekSepeti.com üzerinden sipariş alamayan restoranlar sistemden çıkmak isterdi. Bu bağlamda, model gayet güzel tasarlanmış. Ayrıca, belli zaman aralıklarında gönderilen toplu e-mail gönderimlerinde, bu e-mail larda yer almak isteyen restoranlardan da belli bir miktar ücret alınıyor. Böylelikle, restoran kampanyasını YemekSepeti.com veritabanındaki tüm kullanıcılara duyurmuş oluyor. Burada eklenmesi gereken bir husus daha var.YemekSepeti.com toplu mail gönderimleri için bir şirket ile çalışıyor. Birçok açıdan maliyeti düşük olan site, bu şirkete tamamen bedava olan bu gönderimler için belli bir miktar ücret ödüyor. Şirket, YemekSepeti.com’dan gönderilen e-mail ların spam e düşmesini engelliyor. Bu da, mail gönderimlerinden maksimum verim alınmasını sağlıyor.
“Web sitenizin sizce de artık yenilenme vakti gelmedi mi?” şeklinde yönelttiğim soruya Nevzat Aydın, 2007 yılı için böyle bir planlarının olduğu cevabını verdi. Sitenin şu andaki tasarımıyla ilgili bir yazı yazmıştım. Kendileri de sitenin tasarımının çok iyi olduğunu düşünmüyorlar. Sitenin açıldığı 2001 yılında hızlı görüntülenebilmesi için, tasarımda genelde yazılar kullanılmış. 2001 yılının düşük hızlı internet bağlantıları düşünüldüğünda aslında doğru bir seçim yaptıkları söylenebilir. Ancak 1024 kb’lik hızlara ulaştığımız bugünlerde, site tasarım açısından tekrar gözden geçirilirse faydalı olur kanısındayım.

15 Şubat 2007 Perşembe

Yemeksepeti vs Yemeksepeti Elit

Yemeksepeti.com'u bu zamana kadar kullanmamış olsak da, hepimiz biliyoruzdur. Yemeksepeti.com Elit ise Yemeksepeti'ne göre farklı bir kesim ile ilgileniyor. Elit, İstanbul'un Elit restoranları ile çalışıyor, size bu restoranlarda uygun fiyat seçenekleri sunuyor. Ancak bu sitelerinin kullanılışından ziyade ben, öncelikle Yemeksepeti.com, daha sonra Yemeksepeti Elit'in web sayfalarını inceleyeceğim.
İster katılın ister katılmayın bana ama açıldığından bu yana Yemeksepeti.com'un tasarımını beğenmemişimdir. Fazla renkli, şatafatlı ve ana sayfadaki yazılar, diziliş sanki biraz amatörce. Yine ana sayfadaki orta menü, iframe (yani sayfanın tamamı değil sadece bir penceresi içinde yazı aşağıya iniyor) olarak kullanılmış. Oldukça iyi bir iş modeli olarak düşünülen bu sitenin tasarımının bu tarz amatör bileşenlerden oluşması pek kabul edilir değil açıkçası. Vakti zamanında kendilerine en iyi web sitesi ödülü veren muhterem Altın Örümcek jurisi ise muhtemelen sitenin kullanılış kolaylığı ve modelin mükemmelliğini düşünerek bu ödülü vermiştir. Ancak bence artık sitenin yeniden tasarım zamanı gelmiş.

Diğer yandan Yemeksepeti.com'un yeni versiyonu Elit'in sayfası ise Yemeksepeti'ne nazaran çok daha şık tasarlanmış(Acaba Elit olmasından mı kaynaklanıyor, bilinmez). Yer yer, yine renk hataları olduğunu düşünsem de Elit benden geçer not alıyor, açıkçası.
Web 2.0 düşünüldüğünde ise iki sitenin de üzerinde çok çalışılması gerekiyor. Örneğin, Yemeksepeti.com'a kullanıcılar ile interaktif iletişim sağlayacak bazı özellikler konulsa (kullanıcıların yorum yapabileceği kısımlar,bazı anketler vs.), çok faydalı olacağını düşünüyorum.

7 Şubat 2007 Çarşamba

Biraz photoshop, biraz html

Web sitesi yapmaya başladığım günlerde, photoshop kullanmak için uğraşan web tasarımcısı arkadaşları gördükçe şaşırıyordum. Çünkü bu photoshop ne idi ve neden bu kadar önemliydi bilmiyordum. Bilmiyordum da, yaptığım siteler güzel oluyor muydu? Hayır! Piyasadaki web siteleriyle kıyaslanamayacak ölçüde amatörceydi çalışmalarım. Nedir bu Photoshop, dur elime iki fırça alayım boyayayım etrafı demeye başladığım günden bugüne, değerini fazlasıyla anladım. Photoshop bir web tasarımcısı için hazineymiş, bunu farkettim. Biraz çizdim, biraz yazdım, biraz font koydum ortaya karışık, bir de kestim biçtim bu resimleri web siteme koydum. Sonuç gerçekten inanılmazdı. Photoshop sihirli elleriyle sitemi sanki 5. amatör ligden 2. hatta 1. amatör lige taşımıştı. Sonuç olarak, biraz photoshop, biraz html, şık web sitesi tasarımının iki önemli anahtarı, aklınızda bulunsun.