22 Ağustos 2009 Cumartesi

Yok mu Google'a bir rakip?

Google, kendisini internet dünyasının en tepesine koyup, yerini sağlamlaştırdığından beri doğal olarak onu yerinden etmek isteyen de çok oldu. Yahoo ve Microsoft ikilisi adaylardan en güçlüleri gibi ön plana çıksalar da, benim gözümde Facebook, yaptıklarıyla ve vizyonuyla Google'a rakip olabilecek tek şirket.
Dünyanın en popüler siteleri sıralamasında Alexa'ya bir göz atalım;

1.Google
2.Yahoo
3.Facebook
4.Youtube
5.Windows Live
6.Wikipedia
7.Blogger
8.Microsoft Network (MSN)
9.Yahoo Japonya
10.Baidu

İlk 10 sitenin 3'ü farklı Google siteleri. Farklı diyorum, çünkü listede farkettiyseniz, Yahoo ve Yahoo'nun Japonya sitesi, Windows Live ve MSN gibi yapı olarak çok da farklı olmayan siteler var. Ancak Google, arama motoruyla, video sitesiyle (youtube) ve blog sitesiyle (blogger) ilk 10'da yerini korumuş. Kısacası, Google üç farklı alandaki üç farklı siteyle ilk 10'da iken, Yahoo ve Microsoft kendi başlarına kalmışlar.
Facebook, görüldüğü gibi üçüncü. Facebook'un Yahoo'yu yerinden edeceği günler de gelecek.
Yahoo, bir içerik ve e-mail sitesi olarak uzun yıllar milyonlarca kişinin internetteki ilk adresi oldu. Ancak içerik trendi değişti, e-mail adresi alternatifleri arttı. Hatırlayalım, Gmail çıkıp, her e-mail adresine 2 gb'lık kota verdiğinde, Yahoo bizi 100 mb'a hapsetmişti. Gmail şu anda Microsoft'un e-mail servisleriyle birlikte Yahoo'nun en büyük rakibi ve Yahoo'nun bu konudaki liderliğinin çok uzun sürmeyeceği kanaatindeyim.
Microsoft, Windows ve Office ile elde ettiği monopolün tadını yıllarca çıkardı ancak zamanla durum değişti. Önce Windows'a karşı Linux gibi ücretsiz ve açık kaynak kodlu işletim sistemleri ortaya çıktı, sonra Office'e karşı Google ücretsiz Speadsheets'i yayınladı. Google, önümüzdeki yıllarda Chrome OS'yi yayınladığında artık Microsoft için bazı şeyler köklü olarak değişmeye başlamış olacak. Microsoft'un bu iki kalesinin yanında başarılı ürün ve hizmetleri var tabi, hakkını yemeyelim. Sıkı bir play station kullanıcısı olmama rağmen, okuduğum yorumlarda ve tecrübe eden arkadaşlarım tarafından XBOX'ın fiyat&performans açısından en iyi konsol olduğu söyleniyor. MSN de şu anda dünyada en çok kullanılan anlık mesajlaşma programlarından birisi.
Temmuz 2008 rakamlarına göre dünyanın hangi bölgelerinde hangi anlık mesajlaşma programının kullanıldığı istatistiğini görebilirsiniz.

MSN dışında, özellikle Windows 7'nin performansı son aylarda sıkça konuşuluyor. Önceki versiyonların aksine RAM'den çok az kullanarak hızlı açılan, üzerinde birçok programın rahatça kullanılmasına imkan veren bir Window yaratılmış. Beta haliyle bile kullanıcıları fazlasıyla tatmin etmiş görünüyor.
Microsoft ve Yahoo'nun en büyük problemi, hala vizyonlarının ve dinamizmlerinin Google ve Facebook'la yarışamayacak kadar geride olması. Microsoft, hizmetlerinin kalitesini yükselttiği gibi fiyatlarını da düşürmek zorunda. Aksi takdirde kullanıcıların diğer hizmetlere yönelmesi an meselesi. Yahoo, e-mail hizmetiyle oluşturduğu kitlesini daha iyi yönetmeli ve farklı açılımlarla (social networking, video, resim, blog vs. vs.) yerini kuvvetlendirmeli. Sadece e-mail ile, platform içeriği ile başarının sürdürülebilir olacağına inanmıyorum açıkçası. Facebook, yaptığı son hamlelerle ne kadar vizyonlu olduğunu çoktan ispatladı. Rusya pazarına girmek için aldığı yatırım, anlık arama ve durum paylaşımı konusunda en iyi hizmetlerden birisi olan FriendFeed'i alarak ileride bu konunun daha çok önem kazanacağına olan inancı, kurduğu ekibi ve yaptıklarıyla Google'ın en sağlam rakibi olarak görünüyor. Hangi rakip geleceği daha iyi görürse ve ona göre doğru hamleleri yaparsa, o biraz daha Google'a yaklaşır. Aksi takdirde, uzun yıllar kimse Google'ın yanına bile yaklaşamaz.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Facebook, FriendFeed'i satın aldı

Haberi Techcrunch yayınladı. Henüz rakam açıklanmadı. Detayları buradan okuyabilirsiniz.

2 Ağustos 2009 Pazar

Web 2.0 out, kaliteli içerik in

Başlıktan, Web 2.0 ile kaliteli içeriği sanki kutuplaştırmışım gibi anlaşılsa da aslında birbirinin zıttı değil bu iki terim. Web 2.0 birçok kez de belirttiğim gibi kullanıcıların web sitelerini daha rahat kullanabilmesi ve karşılıklı iletişimin maksimize edilmesi üzerine kurulu bir kurallar bütünüdür. Bu bütün içinde, kullanıcının yarattığı içerikten çok bahsettik ve yararlarını sıraladık. Ancak bir süre sonra farkedildi ki, kullanıcılara bu kadar sınırsız içerik oluşturma şansı verildiğinde bazen suistimal edilebiliyormuş. Örneğin, Youtube bir video çöplüğüne dönüşmeye başladı. Hergün milyonlarca videonun (genel olarak) şuursuzca eklendiği bir platform olarak Youtube, gün geçtikçe şişiyor. Kaliteli içeriğin bu video bütünün ne kadarlık bir kısmını oluşturduğu aşikar. Tabi ki, "kalite" kavramı bir noktaya kadar görelidir ve herkese göre değişebilir ancak yine de bir noktadan sonra bazı genel kalite standartları başlar. Bu noktada AlkışlarlaYaşıyorum'u güzel bir örnek olarak verebiliriz. Site, herkesin video eklemesine izin verirken bu videoların hepsini sitede yayınlamıyor ve çizdiği çerçevede nostaljik ve ilginç olduğunu düşündükleri içeriği siteye dahil ediyorlar. Böylelikle belli bir süzgeçten geçmiş bu içerik standard bir video ekleme sitesinden daha kaliteli oluyor.
Siteler bunun için içeriğin oylama sistemi geliştirdiler ve uyguluyorlar. Ancak bu sistemin uygulanması sırasında birçok şeye dikkat edilmesi gerekiyor. Mesela 1 kere izlenmiş video 5 yıldız olarak oylanmışken, 100 bin kere izlenmiş video 4,5 yıldız ile oylandığında, bu demek olmuyor ki ilk video ikincisinden daha güzel veya beğenilmiş. Oy sayısı, izlenme sayısı, puan vs. gibi parametrelerin iyi analiz edilerek formülize edilmesi ve gerçek kalite değerini ortaya çıkaran bir nicelik ile tanımlanması gerekiyor.
Diğer yandan, Youtube'da bilindiği gibi insanlar rumuzlarıyla yorum yapıyor ve video yüklüyor. Rumuzun verdiği rahatlıktan olsa gerek, insanlar yorumlarını yaparken sınır tanımıyorlar ve videoların altı bir sürü boş ve gereksiz yorumla doluyor. Gerçekten güzel yorumlar varken biz o gereksiz yorumlarla öncelikli olarak karşılaşıyoruz. Mekanist.net'te mekanlara yapılan yorumların sıralanmasında bu ve benzeri parametrelerin hesaba katılarak sıralanması üzerine çalışıldığını biliyorum. Ayrıca bu noktada Ekşisözlük için de birkaç kelime etmek gerekiyor. Ekşisözlük'ün kurulduğu günden beri ısrarla üzerinde durduğu kuralları ve yazar kabul etme prosedürleri sayesinde Ekşisözlük diğer yazılı içerik sitelerinden (ve forumlardan) çok farklı ve popüler bir kimliğe sahip oldu.
Facebook da bu kalite hastalığına bir nebze de olsa merhem oldu. İnsanların büyük çoğunluğunun gerçek ad ve soyadlarıyla var oldukları bu sosyal ağ sitesinde, rumuz kullanılan sitelerin aksine daha kaliteli ve belli bir düzeyde içerik oluşturuluyor ve davranış sergileniyor.
Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, kaliteli içeriğin gittikçe genişleyen web dünyasında daha önemli hale gelmeye başladığını söyleyebiliriz. Web 2.0 bitti demek yanlış olur, Web 2.0 her zaman var olacaktır bir şekilde. Ancak içerik konusundaki sıkıntıların giderilmesi, Web 2.0 ın temel felsefesi olan customer created content'i (kullanıcı tarafından oluşturulmuş içerik) belki de customer created qualified content (kullanıcı tarafından oluşturulmuş kaliteli içerik) haline getirecek.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Facebook'ta bir zeka oyunu, Brain Buddies

İnternet kullanıcılarının Facebook'ta daha fazla vakit geçirmeye başlamasıyla oluşan ve büyüyen Facebook oyun pazarında Flash animasyonları kullanılarak çok başarılı oyunlar piyasaya sürülüyor. Bu oyunlardan Türkiye'de üretilmiş başarılı bir örnek olarak Sinefil'den de daha önceki yazılarımda bahsetmiştim.
Facebook'taki bu oyunların en güzel yanlarından birisi arkadaşlarınızla rekabet edebilmeniz. Oyun konsollarıyla veya bilgisayarda oynadığınız multiplayer oyunlarla aldığınız rekabet keyfini artık en çok ziyaret edilen sosyal ağ sitesinde de alabiliyorsunuz.
Başarılı oyun örneklerinden birisi olarak Brain Buddies'i de gösterebiliriz. Oyunun amacı zeka ölçmek gibi görünse de, asıl amaç eğlenmek. Oyun 4 bölümden oluşuyor; Hafıza (Memory), Mantık (Logic), Hesaplama (Calculation) ve Görsel (Visual). Her kısımda farklı oyunlar var. Siz oyunu oynamaya başladığınızda her bölümde rasgele bir oyun size denk geliyor ve onu oynuyorsunuz. Dört bölümden aldığınız puanlar toplanıyor ve "beyninizin ağırlığı" ölçülüyor. Tamamen eğlence amaçlı yapılmış bu Flash animasyonu tabanlı oyun sayesinde Facebook'taki arkadaşlarınızla keyifli bir rekabet içine girebilirsiniz.
Oyunu yapan şirketin adı Wooga (World of gaming). Ocak 2009'da kurulan şirketin merkezi Berlin'de. Şirket birçok pazara yöneldiği gibi Türkiye pazarıyla da özel olarak ilgileniyor. Comscore'un Şubat 2009 itibariyle yayınladığı rapora göre Avrupa'da en çok Facebook kullanıcısının olduğu ülkeler arasında üçüncü olduğumuz düşünüldüğünde Facebook oyun üreticilerinin Türkiye'yi gözden kaçırmak istememeleri normal karşılanabilir.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Gerçek dünyanın internete yansıması; Twinity.com

Sanal dünya (virtual world) kavramıyla bizi iki uygulama tanıştırmıştı yıllar öncesinde. Birincisi saatlarimizi bilgisayar başında geçirten PC oyunu Sims, diğeri bu oyunun internete uyarlanmış hali Second Life. Second Life ile ilgili çok öncelerde yazdığım yazıda uygulamanın kısa sürede ne kadar popüler olduğundan bahsetmiştim. Ancak Türkiye'de bu ve benzeri uygulamalar tutmadı (Second Life'a benzer uygulamalar yapılmıştı zamanında). Bunun en önemli nedenlerinden birisi Türkiye'deki bağlantı hızının (diğer ülkelere göre) düşük ve maliyetin yüksek oluşu. Diğer bir sebep ise, kullandığımız cihazların (PC veya laptop) sistemsel yeterliliğe sahip olmaması. Bu yeterlilik birkaç gb ram, 3-5 gb ayrılmış harddisk ve sıkı bir grafik kartından oluşuyor.
Second Life, kendine ayrı bir dünya oluşturmuştu bünyesinde. Ancak bugünlerde yavaş yavaş popülerleşen ve Techcrunch'ta kendisiyle ilgili yazılan yazıyla haberim olduğu bir girişim var ve adı Twinity. Twinity'nin Second Life'tan en önemli farkı, gerçek dünyayı birebir yansıtması. Şu anda bünyesinde sadece Berlin var. Oluşturduğunuz karakterinizle Berlin sokaklarında gezebiliyor, alışveriş yapabiliyor ve gerçek hayattaki gibi yaşayabiliyorsunuz. Her türlü imkan mevcut. Sistem size başlangıçta belli bir miktar kredi veriyor. Bu kredi ile bağlangıç giysilerinizi değiştirecek kıyafetler alabiliyorsunuz. Ayrıca, pencerenin sol alt köşesinde Google Maps'ten nerede olduğunuzu görebiliyor, istediğiniz mekanları arayıp nerede olduklarını bulabiliyorsunuz. Bu mekanların bilgilerine tıkladığınızda, kullanıcılar tarafından kaç yıldız verilmiş, ne tür yorumlar yapılmış görebiliyorsunuz (Cusmoter Created Content). Bunların dışında Twinity'deki diğer insanlarla iletişime geçebiliyor ve onlarla konuşup, tanışabiliyorsunuz. Sadece chat değil, VoIP ile konuşabilme fırsatınız da mevcut.
Twinity.coma giriş yaptığınızda üye olmanız gerekiyor. Üyeliğinizi tamamlayıp profilinizi oluşturduktan sonra 70 küsür mblık bir dosya indirip bilgisayarınıza kurmanız gerekiyor. Kurulum aşaması biraz vakit alabiliyor. Sonrasında uygulamayı çalıştırıp, e-mail ve şifrenizi girerek Twinity'nin Berlin'inde istediğiniz gibi vakit geçirebilirsiniz.
Her sanal dünya uygulamasında olduğu gibi sistemsel sorunlar bazen alacağınız keyfi kısıtlayabilir. Ancak bilgisayarınızın grafik kartı ve ram i yeterli düzeydeyse bir sorun yaşayacağınızı sanmıyorum.
Twinity'nin gelir modeli gördüğüm kadarıyla öncelikli olarak Twinity dünyasında kredi almaya dayalı. Böylelikle bu dünya içinde kredinizi kullanarak alışveriş yapabiliyorsunuz (ev almak dahil). Bunun dışında, uygulamanın içindeki mekanların reklam vermesi de mümkün. Böyle bir gelir modeli düşündüler mi bilmiyorum ancak isterlerse bunu rahatlıkla yapabilirler. Aslında bu tarz sanal dünya uygulamalarında gelir modeli yaratmak gerçek dünyayı yönetmek kadar sınırsız. Tek problem, yeterli sayıda insanı bu dünyanın bir ferdi yapabilmek.

4 Temmuz 2009 Cumartesi

İki büyük markadan iki güzel online marketing kampanyası

İki marka son günlerde ilgimi çeken online kampanyalara imza atıyorlar. Bu markalardan birisi yerel, diğeri global marka. Aşağıda iki kampanyanın detaylarını bulabilirsiniz.
Turkcell ve Meraketmiyormusun.com: Evet, merak ettim. Siteye giriş yaptım ve bulmacayı çözdüm. Gayet şık tasarlanmış basit bir bulmacayla Turkcell vermek istediği mesajı doğrudan kullanıcısına veriyor. 3G hizmetinin sunulacağı yakın tarihe kadar 3G'yi müşterilerine müjdelemek için Meraketmiyormusun.com kampanyasını kullanıyor. Bu kampanyayla ilgili reklamları ise Turkcell online ve offline mecralarda çok yoğun olarak yapıyor, kullanıcıların ilgisini büyük oranda
çekiyor. Beşiktaş merkezde ve Bebek'te gördüğüm devasa bulmaca parçaları ve üzerinde yazan Meraketmiyormusun.com adresi ile billboard larda yapılan outdoor reklamları offline mecrada da çok sıkı çalıştıklarını gösteriyor. Diğer yandan Ekşisözlük ve diğer popüler online mecralarda da kendilerini gösteriyor ve reklam yapıyorlar. Böylelikle sadece sunacakları 3G hizmeti için mevcut ve potansiyel müşterilerine rakipleri karşısında online mecrada gövde gösterisi yapmayı tercih ettiklerini görüyoruz. Gerçekten de insan "merak ediyor" ve ne olduğunu öğreniyor. Başarılı bir kampanya olduğunu düşünüyorum.
Sony ve Babaology.com: Sony'nin Handycam için hazırladığı Babaology.com sayfası ilginçtir ki birçok mecrada (özellikle popüler sözlükler ve forumlarda) henüz yeterli yankı bulmadı. Sony bu kampanya ile doğrudan erkeklere (ve özellikle babalara) yönelik bir tanıtım yapmayı amaçlıyor. Bu tanıtımın odak noktasındaki ürün ise Handycam. Erkeklerin elektronik cihazlara olan yoğun ilgisi düşünüldüğünde ve bu ilgiyi babalık içgüdüsüyle ilişkilendirip böylesine güzel bir web sitesiyle Türk insanına sunulması kampanyayı gayet başarılı ve yerinde kılıyor. Babaology'yi Ntvmsnbc'nin en tepedeki banner ında görerek fark etmiş ve inceleme fırsatı bulmuştum ancak henüz yeterli sayıda mecrada reklamlarını yapamadıklarını düşünüyorum. Tabi aldıkları geri dönüşler hedefleriyle uyuşuyor da olabilir, bilemiyorum ancak yine de çok daha fazla insanın kampanyayı konuşuyor olması başarıyı perçinleyecektir. Site tümüyle Flash ile tasarlanmış ve gördüğüm en başarılı tasarımlardan birisi olduğunu söyleyebilirim. Gerçekten animasyonlar, renkler, uyum, çekimler ve oyunculuk oldukça kaliteli bir iş çıkarıldığını gösteriyor. Umarız kampanya hakettiği ilgiyi görür.